Jain Dininin İlginç Yönleri

0
1412
Mumbaideki Digambar Jain tapınağı © Zafer Bozkaya

Jain dini, Hindistan’ın ilginç inançlarından birisidir. Jainizm, kuzey  Hindistan’da M. Ö. 800 yıllarında ortaya çıkmıştır. 

Jain Dininin Özellikleri

Jain dinine göre her canlı varlık, (insan, hayvan, bitki, mikrop, mikroorganizma) eylemleri veya karmaları nedeniyle tekrar tekrar doğmak zorundadır. Yeniden doğan bu ruhlar, toprakta, suda, ateşte veya havada temel varlıklar olarak görünür. Bu ruhlar en alt yaşam seviyesi olan mikro organizmalardan başlayıp sırasıyla bitki, solucan, böcek, kuş, sürüngen ve memeli hayvan olarak tekrar tekrar beden alır.

Bu gelişmenin en üst haline ulaşabilen varlıklar ise insan biçimini alırlar. Bu varlıklar, daha da gelişmeleri halinde yaşam döngülerini aşar, evrenin en yüksek seviyelerinde sonsuz bir özgürlüğe ulaşmış varlıklar olurlar. Buna Budizm’de “Nirvana”, Hindu ve Jain dininde “Moksha” seviyesi denir.

Yaşam döngüsü
Jainlerde hayat döngüsü düşüncesi

Tanrı İnancı

Jainler yaratıcı bir Tanrıya inanmazlar. İyi ve kötü tüm deneyimler, kişinin kendi yaptıklarından ve eylemlerinden kaynaklanır. Jain inancına göre ruhsal yükselişin anahtarı, beş konuda  ettikleri yeminin yerine getirilmesinde yatar. Bunlar,

  •  Şiddetsizlik (Ahimsa), 
  • Yalan söylememe (Satya), 
  • Çalmamak (Asteya), 
  • Maddi şeylere bağlanmamak (Aparigraha), 
  • Bekar kalmak (Brahmacarya)
Jain Tapınağı girişi
Bir Jain tapınağı girişi © Zafer Bozkaya

Eşitlik İlkesi

Bir Hindu tapınağında tanrıya erişim yetkisine yalnızca rahip (Pujari) sahiptir. Yalnızca rahip, tanrı sembolüne dokunabilir veya pujaları ve ritüelleri gerçekleştirebilir. Müslümanlıkta ise kadınların ön sırada olmasına izin verilmiyor. Hatta, bazı camilerde erkekler ve kadınlar için ayrı giriş ve çıkış kapıları vardır, kadınlar sadece erkeklerin arkasında tamamen ayrı bir alanda namaz kılabiliyor.

Günümüz Jain dininde ise herkes her ibadeti yapabiliyor. Bunda sadece sıraya uyma kuralı uygulanır. Kısaca, erken gelen ibadetini önce yapar. Tanrı sembolüne erken erişim istiyorsanız, önce gelmeniz ve sıradaki ilk kişi olmanız yeterlidir. Bu kadar.

Puja töreni
Bir Jain tapınağında Puja yapan kadın © Zafer Bozkaya

Aynı eşitlik ilkesi sayesinde Jainler kendi aralarında özgürce etkileşime girerler, herhangi bir Jain mezhebinin en ‘hoşgörüsüz’ü bile çocuğunun Jainizm içindeki başka bir mezhepten birisiyle yemek yemesine, oynamasına, hatta evlenmesine aldırmaz. Jainler, temelde tüm insanların EŞİT olduğuna inanırlar. Jain felsefesinde, her bir ruha saygı duyulur, hiç kimse, kurtuluşa ulaşabilme açısından aşağı veya üstün görülmez.

Ranakpur tapınağı
Ranakpur’daki Dilwara Jain tapınağı girişi. © Zafer Bozkaya

Sembollere veya putlara tapınmama

Jainizm’in iki dalının görüşleri:

Murtipujak: Kelime anlamı olarak sembollere tapanlar anlamına gelir. Bu mezheptekiler, Tanrı sembollerine çiçek, meyve, safran vb. sunarlar ve onları zengin giysiler ve mücevherli süslerle süslerler.

Sthanakvasi: Bu mezhebin temel prensibi sembollere tapmamaktır. Hindistan’ın Gujarat eyaletinde 15. yüzyılda zengin ve zeki bir tüccar tarafından kurulmuştur; daha sonra birçok zengin hane de bu tarikata katılmıştır. Sembollere tapmadıkları için tapınak inşa etmezler.

Her iki mezhep birbirine tahammül eder ve barış içinde bir arada yaşar. Jainizm tarihinde, tanrı figürleri konusunda (veya bu konudaki başka herhangi bir konuda) anlaşmazlık nedeniyle tek bir damla bile kan dökülmemiştir.

Öte yandan, Jain metinlerinin yorumlanmasında farklılıklar doğduğunda bu farkları incelemek için konferanslar düzenlenip ortak bir karara varmaya çalışılır. Çoğu kişi, birbirini dinlemenin, anlaşmazlıkları çözmenin en barışçıl ve modern yol olduğu konusunda hemfikirdir.

Ranakpur
Ranakpur’daki Dilwara Jain tapınağı içi

Ateist, Çok tanrılı, Monoteist 

Birbirine zıt gibi görünen bu ifadelerin hepsi Jainizm için geçerlidir.

Ateist: Jainizm’de yaratıcı bir Tanrı yoktur. Ölümden sonra gökyüzünde oturan ve kişiyi yargılayarak cennete veya cehenneme gönderen bir varlık yoktur. Kurtuluş istiyorsan, kendi yolunu kendin bulmalısın. Hiçbir ibadet, veya hac ziyareti, Moksha’ya hemen ulaşmanızı sağlamaz. Nihai bilgiye kendi başınıza erişmeniz ve kendinizi “yeniden doğuş” döngüsünden kurtarmanız gerekir. 

Çok tanrılı: Jainizm’deki 24 Tirthankar (öğretmen) bir çeşit Tanrı değil Moksha’ya ulaşmış kişiler olarak kabul edilir. Onların izlediği yol, Moksha’ya ulaşmak için örnek alabileceğiniz yoldur. Bu, en kıdemli arkadaşınıza bir sınavı nasıl kazandığını sormak gibi bir şeydir. O kişiyi belirli bir sınav konusunda ‘Guru’nuz yaparsınız. Ancak onun tavsiyelerini kabul etmeniz veya bu tavsiyelere uymanız zorunlu da değildir. Sonuçta bunlar yalnızca size kalmıştır.

Monoteist: Kendisini özgürleştiren herkes ‘Siddha’ olur. Siddha, ne erkek ne de dişi olan, ne algılayan ne de algılanan, rengi, kokusu ve formu olmayan özgürleşmiş bir ruhtur. Bir Siddha, her şeyi bilir ve her şeyin farkındadır. Biçimsizdir, ses değil, renk değil, koku değil, tat değil, dokunma veya benzeri bir şey değildir. 

Jainizm’de tapınılan şey, niteliği olmayan bir şeydir. Bu nedenle Jainizme Monoteist bir din de denebilir. 

Jain Tirthankar
Jain Tirthankarları

Ahimsa veya şiddetsizlik

En iyi bilinen ve en tartışılmaz Jain ilkesi belki de budur. Jainizm’de hiçbir canlıya zarar vermemenin gerekliliği hep vurgulanır. Bunun İngilizce’deki ifadesi “Live and Let Live” yani “Yaşa ve yaşat” şeklindedir.

Bu ilkeye göre; hiçbir canlı varlığa zarar vermemeye çalışan Jainler, nefes alıp verirken bile herhangi bir canlıyı öldürmemek için ağızlarına maske takarak dolaşır ve katı bir vejeteryan yaşam sürdürürler. Bir yere oturacakları zaman, herhangi bir böceği ezmemek için yanlarında taşıdıkları süpürge ile oturacakları yeri süpürürler.

Jainler saf vejeteryandır. Et ve balık ürünleri yemezler. Süt ve süt ürünleri ise serbesttir. Meyvesi toprağın altında olan patates, havuç gibi seyler yemezler. Meyveleri dalından kopartmaz, meyve yere kendiliğinden düşünce alıp yerler. Soğan ve sarmısak da yemezler.

Bir Jain rahip, her zaman elinde bir Tavus Kuşu tüyü taşır ve bununla yürüdüğü yol üzerindeki toprağı süpürür. Yanlışlıkla bir karınca veya böceğin üzerine basıp öldürmek istemez.

Ahimsa’nın devamı olan bir diğer ilke de ‘Atıkların en aza indirgenmesidir. Bir Jain keşişin hayatı, en az kaynak tüketerek ve tüm canlılara en az zarar vererek yaşamanın ideal bir örneğidir. Yaptıkları her aktivite, yukarı daki iki ilkeye uyularak tasarlanmıştır. 

Jain inanışının şiddetsizlik kavramına karşı en güçlü argüman, bunun uygulanmasının imkansız olduğudur. 

Digambar Jain Tapınağı
Mumbaideki Digambar Jain tapınağı © Zafer Bozkaya

Yaratıcı tanrı kavramı yok

Jainizm der ki: Evren kendi kendine var oldu, onu kimse yaratmadı, hiç kimse onu yok edemez, sonsuza kadar kalır, kendi varlığını sürdürür. Biz evreni sadece biliriz ama asla yönetemeyiz.

Jain dini heykeli
Shravanabelagola’daki Gomteshwar heykeli. Bir “ayakta meditasyon” pozudur

Jain dini hakkında YouTube videosu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
İsminizi yazın