Jain dini, çağdaşı olduğu Budizm’e çok benzer. Jainizm, Mahavira isimli bir ermiş tarafından MÖ. 500 yıllarında kurulmuştur. 

Jainler, evrenin sonsuz olduğuna ve bir Tanrı tarafından yaratılmadığına inanırlar. Reenkarnasyon ve Moksha’ya ulaşma inançları yönünden Budizmle aynı paraleldedirler.

Jainler, kurtuluşları için ahimsa – acı vermemek prensibine çok önem verir. Bu ilkeye göre; hiçbir canlı varlığa zarar vermemeye çalışan Jainler, nefes alıp verirken bile herhangi bir canlıyı öldürmemek için ağızlarına maske takarak dolaşır ve katı bir vejeteryan yaşam sürdürürler. Bir yere oturacakları zaman, herhangi bir böceği ezmemek için yanlarında taşıdıkları süpürge ile oturacakları yeri süpürürler.

Jainizm iki ana mezhebe bölünmüştür. Bunlar Digambara ile Shvetambara’dır. Her iki mezhepte de Ahimsa, çilecilik, karmaya inanırlar. Ayrıca iki mezhebin de kadın rahipleri beyaz giyinir.

1. Digambara (Göksel giysili): Bir ermişin, elbise dahil hiçbir şeye sahip olmaması gerektiğini savunurlar. Zira onlara göre her türlü mülkiyet, maddi şeylere olan bağımlılığı ve arzuyu arttırır ve herhangi bir şeye karşı duyulan arzu sonunda bir şekilde sefalete (ve elem duygusuna) yol açar. Bu yüzden Digambara Rahipleri tamamen çıplak gezerler. Ellerinde taşıdıkları tavus kuşu tüyünden bir araç ile gerektiğinde önlerini kapatır, gerektiğinde yürüdükleri yolu temizler ve gerektiğinde de müridleri kutsarlar. Bu mezheptekiler, kurtuluşun kadınlar için mümkün olmadığına inanırlar. Dinin kurucusu Mahavir’in hiç evlenmediğini iddia ederler.

2. Svetambara (Beyaz cübbeli): Bu mezhebin rahipleri Jain kutsal metinlerinde giysi giymenin yasaklanmadığına inanarak, beyaz cübbe giyerler. Ayrıca Digambara’nın tersine bu gelenekte kadınların da kurtuluşa erebileceğine inanılır. Mahavir’in prensken evlediğine ve bir kız çocuğu olduğuna inanırlar.

Çıplak gezen Jain mezhebindekiler manastır ve tapınaklardan dışarıya pek çıkmaz. Old Delhi’de Red Fort’un karşısında bulunan Jain Tapınağını ve yanındaki ünlü Kuş Hastanesini ziyaret ederek bu din hakkında daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Jain’ler çalışkan ve zeki insanlardır. Ticarette ve el sanatlarında yeteneklidirler. Tapınakları çok temiz ve iyi dekore edilmiş durumdadır. Rajastan ve Gujarat eyaletleri ile Mumbai’de yoğun bir Jain nüfusu bulunur.

Hindistanın kurtarıcısı ve milli lideri Mahatma Gandi, pekçok kişinin zannetiği gibi bir Hindu değil, bir Jaindir.

Jainler saf vejetaryendir. Et ve balık ürünleri yemezler. Süt ve süt ürünleri serbesttir. Meyvesi toprağın altında olan patates, havuç gibi şeyler de yemiyorlar. Meyveleri dalından kopartmıyorlar, kendiliğinden yere düşünce alıp yiyorlar. Soğan ve sarmısak da yemiyorlar.

Yürüdükleri yer toprak da olsa çim de olsa ellerindeki tavus kuşu tüyü ile toprağı süpürüyorlar, karıncaların veya böceklerin üzerine basıp öldürmemek için.

Günümüzde Hindistanda yaşayan Jain’lerin sayısı 4 milyon kadardır. Bu kitle, ülkenin her yanına yayılmış olmakla birlikte daha çok Batı ve Güneybatı eyaletlerinde toplanmıştır.

Önemli Jain tapınakları:

• Shravanabelagola’daki dev boyutta Gomteshwar Heykeli. Karnataka

• Mount Abu’daki Dilwara Tapınağı, Rajasthan

• Ranakpurdaki beyaz mermerden tapınak kompleksi, Rajasthan