28 Nisan 1924 tarihi Çapati’nin Kerala’ya girişinin yıl dönümüdür. Çapati, yani yassı buğday ekmeği esasen Kerala’lıların temel gıdası değildir, ancak Keralanın 100 yıllık Çapati macerası vardır. Çapati, son 100 yılda Kerala topraklarının temel gıdalarından birisi haline gelmiştir. Daha önceleri Kerala’nın en önemli temel gıdası pirinçti. Ayrıca 1857 yılında Kuzey Hindistanda İngilizlere karşı direnişin sembolü olan Çapati Hareketi de ülkenin tarihinde önemli dönüm noktalarından birisi olmuştur.
Kerala’da kast sistemi
Günümüzden 100 yıl önce, Kerala’nın yaşam tarzı bugünkünden çok farklıydı. Eyalet, kast sistemini en aşırı biçimlerde uygulamasıyla sanki bir akıl hastanesi gibiydi. Feodal yapı ve kastçı yasalar zirvedeydi. Alt kastlardan ve dalitlerden oluşan sıradan insanların yaşam hakkı çok kısıtlanmış, hatta kamusal yollarda yürümeleri bile yasaklanmıştı.
Bu insanların üst kasttan olan insanlara 27 metreden daha fazla yaklaşmaları da yasaktı. Bu yasaklara karşı ilk direnişler, sosyal reformcu Shree Narayan Guru’nun, alt kast insanlarının Vaikom şehrindeki bir tapınağın önünden geçmelerinin yasaklanmasına karşı çıkmasıyla başladı.
Bu olay, alt kastları bu kast kurallarına karşı mücadele etmeye yönlendirdi, kamusal yollarda yürüme konusunda tüm vatandaşların eşit haklara sahip olmasını istediler. Konu, toplumda tartışılır oldu, birçok olaylardan ve toplumsal protestolardan sonra, 1923’te Hindistan Ulusal Kongresi bir karar verdi. Mahatma Gandi’nin de çabalarıyla, Kongre’de bu türden kast yasalarını sona erdirmeyi amaçlayan bir Ulusal karar çıkarıldı. Kerala o dönemlerde bir prenslik devletiydi. Yönetimdeki Travancore Hükümeti’nden kamuya ait caddelerin tüm vatandaşlara açılması istendi.

Kast ayrımcılığına karşı direniş
Travancore Hükümeti, asırlık tapınak geleneklerini gerekçe göstererek Kongre kararını uygulamayı reddetti. Direnişçiler ise tüm insanların yola erişimini sağlamak için tapınağın önünde toplanarak Ulusal bir çağrı yaptı. Böylece İngiliz Hindistanı dışındaki bir prenslik devletinde ilk kez Ulusal bir çağrı yapılmış oldu. Kongre Partisi liderleri, bu konuyu tüm vatandaşların haklarına olan toplumsal bağlılıklarını vurgulamak için gündemde tutmaya kararlıydı.
Hindistan’ın başlıca günlük gazetelerinde bundan söz edilmeye başlandı. Böylece bu olaylar tüm halkın dikkatini çekti. Kuzey Hindistan’daki Kongre Partisi taraftarları bu çağrıya katılarak Kerala’ya gelmeye başladı.
Bu haber, Sih dini üst kastlarını reformlar yapmaya ikna etmeye çalışan bir grup alt kast üyesi Sih’in büyük ilgisini çekti. Bu reformcular, Akali hareketi olarak adlandırılıyordu. Akaliler, Vaikom’da ortaya çıkan direnişin kendi davalarına benzediğini anladılar ve sosyal eşitlik için bu direniş hareketine destek olmak istediler.

Sihlerin katılımı
Lala Lal Singh liderliğindeki bir grup Akali Sih, Kerala’ya gelerek Vaikom direnişine katıldı. Bu sırada tapınaklara girilmesini engelleyen barikatların önünde protestocular oturma eylemi yapıyordu. Direnişçilere kendi aileleri tarafından getirilenler dışında hiçbir yiyecek teminine izin verilmiyordu. Sih geleneğindeki Lenger – Herkese açık ücretsiz yemek ilkesini burada uygulamaya koyan Sihler bunu ilahi bir eylem olarak gördüler. Akaliler, direniş çadırının önüne gelen herkese ilk kez çapati ve subzi (sebzeli köri) setini pişirdiler. Böylece 28 Nisan 1924 akşamı, ilk çapati seti Kerala toprağında pişirildi ve direnişçilere sunulmuş oldu.

Vaikom’da bir Langar işletmek için gerekli masraflar, Sih yardım kuruluşu (Shiromani Komitesi) tarafından karşılandı. Komite, tüm direnişçilere günlük roti servisi yapmak için Kerala’ya 20 tondan fazla buğday unu gönderdi. Daha önce hiç çapati görmemiş yerliler arasında bu ekmekler büyük bir merak ve ilgi konusu oldu. Çapatiler, pirinç pilavına göre dağıtılması kolay olduğu ve sınırlı alanda yenmesi daha rahat olduğu için yaygın olarak kabul gördü.
Çapati lengeri o kadar ünlü oldu ki, direnişçi olmayanlar bile bu eşsiz yemeği tatmak için direniş çadırını ziyaret etmeye başladı. Böylece Akali Sihleri Kuzey Travancore bölgesinin ikonik yıldızları haline geldi.
“Vaikom direnişi ilk kez tüm dünyaya şunu göstermiştir. İnsanlar kast sisteminin kötülüğünü anladılar. Sözde dokunulmazlar kutsal tapınakların etrafındaki yollarda yürürlerse tapınaklar kirlenirdi ya da tapınağa giden dindar insanlar onların gölgesiyle bile kirlenirdi. Bu sözde dokunulmazlar arasında, sayıları bir milyonu bulan ve ülkenin en kültürlü ve eğitimli Ezhava kastına mensup erkekler ve kadınlar; üç yüz bini bulan Pulayalar, emekleri olmadan Hindu üst kastlarının bir gün bile var olamayacağı tarım işçileri; emeklerinin ürünleri tapınaklarda kullanılan ve sayıları üç yüz bini bulan paryalar; emekleri tüm topluluklar tarafından kullanılan şeker kamışı şerbeti üretiminde çalışan Shanar’lar vardı. Direnişin acil hedefi: sadece tapınağa giriş değil, tapınağın etrafındaki Hindu olmayanlara kapalı olan yolların açılmasıydı.” Mahatma Gandi.
– Gandinin yaşamı, D. G. Tendulkar

Keralanın 100 yıllık çapati macerası ve direnişin sonu
Ancak direniş çadırında bir Langar çalıştırılması haberi Mahatma Gandi tarafından beğenilmedi. Gandi ve üst kast Hindu üyeleri bu hareketi dışarıdan gelmiş kişiler tarafından kışkırtılan bir direniş olarak gördü. Gandi, Keralalı olmayanların bu hareketi terk etmelerini istedi.
Diğer protestocular birer birer ortamdan ayrılmaya başlamış olsa da, Kripal Singh, direniş bitene kadar ayrılmayacağını ve Langar’ı protestocular için canlı tutacağını duyurdu. Akali Sihleri, Shiromani komitesinin kendilerinin Pencap’a geri dönmelerini isteyene kadar Vaikom’da kalmaya devam etti. Gandi tarafından Kripal Singh’e Langar’ın Keralalı protestocular tarafından direniş sona erene kadar işletilmeye devam edeceğine dair bir garanti verildi. Böylece Sihler Langar’ı Keralalı Kongre Partisi üyelerine devredip Pencap’a geri döndüler.
Ancak çapati üretimi ve tüketimi Pencap’a geri gitmedi. Kerala’da kaldı ve yavaş yavaş ikonik temel gıdalardan biri haline geldi. Çapati direnişi, Kerala Rönesansını büyük ölçüde körükledi ve Kerala Feodalizminin çöküşü ile Komünist Partisinin yükselişinin dönüm noktası oldu. Çapati, son 100 yılda federal monarşik devletin önce sosyalist bir devlete ve günümüzde piyasa odaklı topluma geçişine tanıklık eden sessiz bir seyirci olarak kaldı. Geride sadece tadı kaldı.


