Hindistanda Hilafet hareketi

0
199
Hilafet Hareketi

Hindistan’da “Müslüman Hareketi” olarak da bilinen Hilafet hareketi, I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Osmanlı Halifeliğini desteklemek amacıyla 1919 yılında başlatılan siyasi bir kampanyaydı. 1920 yılında Halifelik kaldırılmış ve bu durum, Hindistan Müslüman toplumunun tedirgin olmasına yol açmıştır. Bu yazıda Hilafet Hareketi’nin ana noktalarını inceleyeceğiz.

Hareketin başlangıcı

Hilafet hareketi, Tüm Hindistan Müslüman Birliği’nin liderleri olan Ali kardeşler; Maulana Muhammed Ali ve Maulana Shaukat Ali tarafından başlatılmıştır. Hareket, Halifeliği Müslüman birliğinin ve gücünün bir sembolü olarak gören Hint Müslüman toplumu tarafından desteklenmiştir.

hilafet kardes
Ali kardeşler

İslam hükümetinin kurucusu ve Müslüman birliğinin merkezi gücü olan Osmanlı imparatoru (Halife), dünyadaki tüm Müslümanların siyasi ve dini lideriydi. 1918’de İngiliz ve Fransız orduları İstanbul’u işgal etti ve Osmanlı İmparatorluğu çöktü. Birçok Hintli Müslüman, bu durumda  Halife’nin tüm yetkilerini kaybedeceğinden korkuyordu. Müslüman liderler müttefiklerin bu hareketini protesto etmek ve Osmanlı’yı kurtarmak için Hilafet hareketini başlattılar. Hindistan’daki Müslüman nüfus da bu harekete katılarak İngiliz hükümetini protesto etmeye başladı.

Hilafet Hareketi, kısa süre içinde Kuzey Hindistan’ın birçok yerine yayıldı. Ali kardeşler, önde gelen başka Müslüman liderleri Osmanlı İmparatorluğu’nu desteklemek ve Hindistan’daki İngiliz yönetimini protesto etmek için bir araya getirdi. Bu hareket, kısa sürede Hindistan bağımsızlık hareketinin bir parçası haline geldi.

hilafet mumbai
Mumbaide toplanan Hilafet hareketi üyeleri Türk bayrağı önünde fotoğraf çektirmiş.

Cinnah’ın tutumu

Hilafet Hareketi, (Khalifat Movement) başlangıçta gerçekçi bir temeli olmadığı için başarısız olmuştur. Bu hareket hiçbir zaman hedeflerine ulaşmak için geçerli yöntemler uygulayan ve iyi planlanmış protestolar gerçekleştiremedi. Mantıktan çok duygulara dayalı bir hareketti. Bu durum, Hilafet Hareketi’ni daha en başından yenilgiye mahkum etti, çünkü hareket lehine olan duygular eninde sonunda sönümlenecekti. Bu ihtimal, o dönemde bazı Hintli politikacılar tarafından bile dile getirilmişti. Örneğin Cinnah şöyle demişti:

“Bu silah İngiliz imparatorluğunu yok etmeyecek… Ne mantıklı, ne siyasi olarak sağlam ya da akıllıca, ne de pratik olarak uygulanabilir.”
-Muhammed Ali Cinnah Hilafet Hareketi üzerine

Daha sonra Pakistan”in kurucusu olacak olan Muhammed Ali Cinnah, Hilafet Hareketi’ni en çok eleştirenlerden biriydi. Hilafet hareketinin Hindistan’ı ilgilendirmeyen bir Türkiye meselesi olduğuna inanıyordu ve bunu Hindistan için hiçbir yararı olmayacak sahte bir dini çılgınlık olarak ilan etti. Cinnah, o dönemde özgür ve laik bir Hindistan fikrini destekliyordu. Gandhi ve Kongre partisi tarafından desteklenen Hilafet Hareketini bir dini hareket olduğuna inanıyordu ve bunun din ile siyasetin birbirine karıştırılması ve giderek Hindu – Müslüman gerginliklerine, bölünmelere, kaosa ve kan dökülmesine neden olacağını öngörüyordu ve bu konuda haklı çıktı.

Bu görüşlerinden dolayı Cinnah’ı kafir ilan edenler bile oldu.

hilafet jinnah
Cinnah

Türkiyenin tutumu

İkinci bir sorun Hilafet Hareketinin Osmanlı İmparatorluğu lehine yürütülen Pan-İslamist bir hareket niteliğinde olmasıydı. Bu hareketin liderleri (ve destekçileri) Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu durumu hiçbir zaman tam olarak anlayamadılar. Kendi ideallerini analiz edemedikleri bir dünyaya uyguluyorlardı. Bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türklerin Halifeliği kaldırması onlar için büyük bir şok oldu. İronik bir şekilde, Hintli Müslümanlar bir yandan Osmanlı Halifesine destek verirken Ağa Han ve Emir Ali gibi liderler, İsmet Paşa’ya yazdıkları mektuplarda Halifelik makamının tamamen kaldırılması kararını destekliyorlardı. Bu da Hintli Müslüman liderlerin o dönemde Türkiye’deki gerçek durumu anlamaktan ne kadar uzak olduklarını göstermektedir.

hilafet abdulmecit
Son halife Abdülmecit Efendi © Wikimedia Commons

Nazrul İslam, Sakarya’daki Türk zaferinin hemen ardından Eylül 1921’de yazdığı “Rana Bheri=Savaş Davulları” şiirinde artık Hilafet’ten bahsetmez, ancak tek “gerçek Müslüman” olarak M. Kemal’i işaret eder.

Tüm Hindistan Müslüman Birliği’nin 30 Aralık 1921’de toplanan Ahmedabad Kongresi’nin bildirisinde, ilk kararın Hindistan’ın sorunlarını çözmek, ikincisinin ise İslam davası olduğu belirtilmiştir. Halife olarak Sultan 6. Mehmed’den bahsedilirken, M. Kemal Paşa’dan büyük övgüyle bahsedilmiş, ayrıca Ankara’ya yapılan mali yardımlardan da bahsedilmiştir. Örneğin, Dakka’da toplanan 100 bin altın para Ocak-Mayıs 1922 arasında Ankara’nın Paris’teki temsilcisine teslim edilmiştir. 

Hintli müslümanların Türkiyedeki Cumhuriyet Hükümetine para yardımı yapmaları konusu ayrı bir makale olarak incelenecek ve sitemizde yayınlanacaktır.

M. Naeem Qureishi hatırlatıyor:
“İstanbul’daki sultan-halife ile Ankara’daki milliyetçiler arasındaki ilişkiler, Kasım 1922’de olduğu gibi, Saltanat ve Halifeliğin birbirinden ayrılması nedeniyle en düşük seviyeye düştüğünde, Hindistan’da yaygın bir heyecan oluşmadı.”

Lucknow Kongresi’nin 27 Ocak 1923 tarihli toplantısında M. Kemal Paşa’nın zaferi şöyle övülür:
“Britanya İmparatorluğu’nun milyonlarca Hint vatandaşının dört yıldan beri süregelen sürekli yakarış ve dualarının başaramadığını, esas olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kılıcı başarmıştır (…) Adaletsiz, insanlık dışı ve anlamsız Sevr Antlaşması paramparça olmuştur.”

Ancak deklarasyonun en başında yer alan “Her görüşten Hintli Müslümanların, Swaraj’a (özyönetim) hızlı bir şekilde ulaşmak için gayrimüslim kardeşleriyle birlikte yapıcı bir program üzerinde çalışmak üzere yeniden bir araya gelmelerinin ve birleşmelerinin zamanı gelmiştir” ifadesi en çarpıcı bölümdü.

Kısacası, Sevr Antlaşması çerçevesinde yürütülen Hilafet Hareketi ile Hindistan Müslümanları, Türklerin İstanbul’u korumasında önemli bir rol oynamış, ancak Halifeliğin kendisini kurtarmada başarısız olmuştur.

hilafet ataturk
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babası.

Kongre Partisi

Bir de Kongre Partisinin İngiliz yönetimine karşı “Birlikte Çalışmama” (Non-cooperation movement) hareketi ile ittifak kurma konusu vardı. Bu, gerçekte hiçbir anlam ifade etmeyen ve iki karşıt ideoloji arasında kalmış olan bir ittifaktı. İki tarafı bir arada tutan tek şey, İngiliz karşıtı olma duygusuydu.

Kongre Partisi liderleri Osmanlı İmparatorluğu’nu ya da Halife’yi hiç umursamıyordu. Onlar için böyle bir şeyin hiçbir anlamı yoktu. Onlar Swaraj (özyönetim) için savaşıyorlardı. Hilafet Hareketi’nin liderleri ise tamamen farklı amaçlara sahipti. Pan-İslamist bir hareketin kendisini Hint milliyetçisi bir hareketle aynı paralelde bulunmasının da hiçbir anlamı yoktu. 

hilafet kongre
Kongre partisi bayrağı

Kongre Partisi ile ittifak

Hilafet Hareketi, 1920 yılında İngiliz hükümetine karşı İşbirliği Yapmama Hareketi’ni başlatan Mahatma Gandhi’nin desteğini aldı. Hilafet Hareketi ve Hindistan Kongre Partisi liderleri bir araya gelerek bir ittifak oluşturdular. Hilafet liderleri İşbirliği Yapmama Hareketi’nde Gandhi’ye tam destek sağlayacaklarına söz verdiler. Bu, Hindistan bağımsızlık hareketinin bir parçası olarak İngiliz hükümetine karşı savaşmak üzere Hinduları ve Müslümanları birleştiren önemli bir dönüm noktasıydı.

Türk halkı 1920’li yıllarda Halifelik kurumunun varlığını reddetmiş ve demokrasiyi seçmiştir. Hindistan’daki Müslümanlar buna öfkelenerek ve Halife’nin desteğiyle Hilafet hareketini başlattı, ancak bunun Hindistan veya Hindistan’ın Bağımsızlığı ile hiçbir ilgisi yoktu ve Halife kendi vatandaşları (Türkler) tarafından reddedildiği için temelsiz kalan bir hareketti. Gandhi, Kongre partisine Müslüman toplumunun desteği sağlamak için Hilafet Hareketi’ni destekledi ki bu da yine kötü bir hamleydi.

1921 yılında Hindulara yönelik Moplah Soykırımı Hilafet Hareketi’nin arka planında gerçekleşti, ancak Gandhi bunu görmezden geldi. Hindu katliamları dönemi başladı ve Kongre Partisi Moplah, Noakhali, Doğrudan Eylem Günü, Bölünme, Keşmir, 1992 patlamaları ve Godhra’daki Hindu soykırımı gibi olaylarda hep Müslümanları desteklemekten başka bir şey yapamadı.

hilafet olay
Hilafet Hareketi sırasında çıkan olaylar

İngilizlerin Baskıları

1922 yılında Gorakhpur yakınlarında Ingiliz kuvvetleri halka ateş açtı. İşbirliği yapmama hareketinde yer alan protestocular, polislerle çatıştı ve bir polis karakolunu ateşe verdi. Bu olaylarda 22 polis öldürüldü. Gandhi ve Kongre Partisi bu şiddet olaylarının bir sonucu olarak işbirliği yapmama hareketini sona erdirdi. Tarihe Chauri Chaura olayı olarak geçen bu olaylar, Hilafet Hareketi’ne zarar veren ana faktörlerden biri oldu.

İngilizlere karşı doğrudan eylemin önemli aşamalarından birisi olan Chauri Chaura olayları günümüzde bile büyük bir önemle anılmaktadır. Bu şehirden geçen ve önemli bir ana hat trenine Chauri Chaura Ekspress ismi verilmiştir.

hilafet chauri chaura
Chauri Chaura anıtı © Wikimedia Commons

Gandi’nin yaklaşımı

Hilafet hareketi konusunda Gandhi ile Partisinin yaşadığı anlaşmazlık, 1920 yılında Kongre partisinden istifa etmesinin nedenlerinden biriydi ve Hinduların ve Müslümanların bağımsız bir Hindistan’da birlikte yaşama hayalinin geri dönülmez bir şekilde yıkıldığı bir dönüm noktasıydı. Müslümanlar arasında destek isteyen herkes için dini kartın bir koz olduğu artık açığa çıkmıştı. Cinnah’ın kendisi de daha sonraki bir aşamada, bu kartı oynadı, ancak o bile Hilafet Hareketi sırasında ekilen dini çılgınlık tohumlarının vereceği zararın boyutunu tahmin edemezdi. 

Gandhi’ye gelince, Ocak 1925’te bir İnek Koruma Kurulu kurdu, oranın başkanı oldu ve aynı yıl aktif siyasetten ayrıldığını açıkladı. 1944’de Hindistan’ın bağımsızlığının birkaç yıl gecikmesine sebep olan bir suikast ile öldürüldü.

hilafet gandhi
Gandhi, Tuz direnişi sınarısnda

Hareketin Sona Ermesi

Müslüman liderlerin Hindistan Ulusal Kongresi, Müslüman Birliği ve Hilafet hareketi gibi farklı gruplara dağılmasıyla hareket giderek zayıfladı. Hareket, Mart 1924’te Türkiye’de yönetimin Saltanat İmparatorluğu’ndan bir Cumhuriyet ulusuna dönüşmesinden sonra tam olarak sona erdi.

Bu hareket, belirli hedefleri olan ve çok iyi organize edilmiş bir hareket değildi. Sadece Hindistan’daki İngiliz hükümetine karşı uygulanan genel bir protestoydu. 

hilafet grup
Hilafet Hareketine katılanlar

Müslümanların Ayrılışı

Bütün bu yaşananlardan sonra Müslümanların artık Hindistan’da barınamayacaklarını iddia eden bazı liderler Hindistan’dan göç ederek ayrılma fikrini oluşturmaya başladılar.

“İslami yükümlülüklerini yerine getirmek isteyen tüm Müslümanlar Hindistan’ı terk etmelidir. Hemen göç edemeyenler ise sanki ülkeden göç ediyorlarmış gibi göçmenlere yardım etmelidir. Şeriat göç dışında başka bir yol göstermemektedir. Savaştan önce Hindistan’dan göç etmek sadece arzu edilen bir şeydi ama şimdi zorunludur. Sadece mücadeleyi sürdürmek için gerekli olan ya da göçe karşı kabul edilebilir sebepleri olan Müslümanlar Hindistan’da kalabilir.”
-Abul Kalam Azad

Hilafet, Hindistan’da gerçekleştirilen en başarısız hareketti ve ne yazık ki Gandhi liderliğindeki Kongre Partisi bu hareketi desteklemeye karar vererek bugün bile devam eden Kongre Partisi liderliğindeki azınlıkları pasifize etme siyasetinin önünü açtı.

Hindistanda Hilafet Hareketi
Abul Kalam Azad © Wikimedia Commons

Hilafet Hareketi – Ana Noktalar

1) İngiliz Yönetimine Karşı Protesto 

Hilafet Hareketi, Hindistan’daki İngiliz sömürge yönetimine karşı bir protesto aracı olarak hizmet etmiştir. Müslümanlar, İngilizlerin Osmanlı Halifeliğini ortadan kaldırma kararına kızgındı ve bunu dini kimliklerine bir saldırı olarak görüyorlardı. Hilafet hareketini İngiliz baskısından özgürlük talep etmek için bir platform olarak kullandılar.

2) Müslümanlar Arasında Birlik sağlamak  

Hareket, daha önce dini çizgilerle bölünmüş olan Müslümanların farklı mezheplerini ve alt mezheplerini bir araya getirdi. Hareket, Hindistan’daki Müslümanlar arasında birlik duygusu aşıladı ve uğrunda çalışabilecekleri ortak bir hedef yarattı.

3) İşbirliği Yapmama Hareketi

1920’de Mahatma Gandhi Hilafet Hareketi ile el ele verdi ve Hindistan Ulusal Kongresi’nin İngiliz sömürge yönetimine karşı “İşbirliği Yapmama Hareketi”ni destekleyeceğini ilan etti. Bu, Hilafet hareketine Hindistan Ulusal Kongresi’nden daha fazla ivme ve destek kazandırdı.

4) Sivil İtaatsizlik Hareketi

Hilafet Hareketi zaman içinde Hindistan Bağımsızlık Hareketi ile birleşti ve Mahatma Gandhi liderliğindeki Sivil İtaatsizlik Hareketi’nin ana bileşenlerinden biri haline geldi. Hareket, Hindistan’ın tam özgürlüğü ile birlikte Osmanlı Halifeliğinin yeniden kurulmasını talep etmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz