Sarmad Kashani

0
207
Sarmad Kashani

Sarmad Kashani veya Yahudi Sarmad, Sa’id Sarmad, Muhammed Said veya Ebedi Sa’id Sarmad, Babür İmparatorluğu’nu çok etkilemiş ve adeta tarihine damgasını vurmuştur. Sarmad, Babür İmparatorluğu’nda yaşamış en ilginç figürlerden biriydi.

“Herkes mutluluğu dünya malında veya mabetlerde, mescitlerde ve kiliselerde arar ya Rabbi, beni bunlardan kurtar, en içten duamdır.”
-Rubaiyat-ı Sarmad

Gençliği ve İslam’a dönüşümü

Sarmad, 16. yüzyılın sonlarında İran’da tanınmış bir Yahudi topluluğunun bulunduğu Kaşan şehrinde Farsça konuşan bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi Yahudi – Ermeni kökenliydi ve birkaç kuşak önce İran’da Kaşan kenti yakınlarına yerleşmişti. Sarmad, tüccar ve hahamlardan oluşan bir aileden geliyordu. Genç yaşta hem Farsça’yı hem de İbrani dilini öğrendi. Geniş Yahudilik bilgisinin yanı sıra, hem Tevrat’ı hem de İncil’i incelemişti. Bilgiye çok değer verirdi ve onu elde etmek için çok seyahat etti. O dönemde bölgenin en tanınmış Müslüman alimlerinden bazılarıyla temasa geçti. Onların öğretileri altında ilim, İslam felsefesi ve metafizik okudu.

Sarmad, bu dönemde bir ara, Müslüman oldu. Aslında her şeyden önce Tasavvuf’tan ve manevi bilgilerden etkilenmişti. Museviliğin Sufi mistisizmiyle karıştığına inanıyordu. Ama, aslında geleneksel anlamda herhangi bir dine ait değildi. Bu nedenle çağdaş kaynaklarda “Yahudi Sarmad”, “Yahudi tüccar”, “İbrani Panteist”, “Yahudi Mistik” ve “İbrani Ateist” olarak anılmaktadır. Sarmad’ın dini inançlarını ve ideallerini tam olarak değerlendirmek, kendi başına bir araştırma gerektirir.

“Doğru, ben bir putperestim; Ben müminlerden değilim, camiye giderim ama Müslüman değilim.”
-Rubaiyat-i Sarmad

sarmad minyatur
Dönemin bir minyatürü

Babür İmparatorluğu’na göçü

Sarmad bir tüccardı. Bölgedeki diğer birçok tüccar gibi, para kazanmak için zengin Babür İmparatorluğu’na gitmeye karar verdi. Memleketi Kaşan’dan ayrıldı ve deniz yoluyla Babür İmparatorluğu’na doğru yola çıktı. 1632’de Karachi yakınlarındaki Thatta isimli liman kentine ulaştı.

Sarmad burada kaldığı süre boyunca mürit kazanmaya başladı. Bunlardan biri Abhi Chand adında bir Hinduydu. Bu kişi, en önemli öğrencilerinden biri oldu. Bu ilişkinin romantik bir yönü de olduğu da söylenirdi. Sermed’in eserlerinden birisi olan Dabestan-ı Mazahib’in üslubu bunu ima ediyor gibi görünmektedir. Abhi Chand’ın Hindu’luktan ayrılıp Yahudi veya Müslüman olduğu da iddia edildi ama bunun kanıtı bulunamadı.

“Musa’nın yasasına boyun eğiyorum; Ben senin dinindenim ve yolunun koruyucusuyum.”
Dabestan-i Mazahib’e göre Yahudların Hahamı, Kafir, Müselman (Müslüman)”- Abhi Chand

sarmad tasvir
Sarmad Kaşani veya Yahudi Sarmad’ın modern ve sanatsal bir tasviri

Deccan’da Sarmad

Sarmad ve Abhi Chand, birkaç yıl Thatta’da yaşadılar. Daha sonra 1647’de önce Lahor’a sonra Deccan bölgesindeki Haydarabad’a taşındılar. Sarmad burada daha çok ün kazandı ve popüler bir figür haline geldi. Bu süre içinde hem bir mutasavvıf hem de bir şair olarak ün yaptı. Tüccarlığı bıraktı, elbise giymeyi reddetti, saçlarını ve tırnaklarını kesmemeye karar verdi ve gezgin bir fakir oldu. Karizması, ilginç fikirleri ve çılgınca tarzı sayesinde birçok kişi onun öğrencisi oldu. Müridleri arasında imparatorluk içinde yüksek mevkilerdeki bazı memurlar bile vardı. 

“Sana dünyevi bir taht veren, bana fakirlik verdi; Giysi çirkinliği örter; kusursuzlara çıplaklık armağanı verilir.”
-Rubaiyat-i-Sarmad (Sarmad’dan Aurangzeb’e)

Sermed, on yıla yakın bir süre Haydarabad’da kaldı. Daha sonra Şah Cihan’ın başkenti Delhi’ye gitti. Yol üzerindeki Agra’da kısa bir mola verdi ve 1654’te Delhi’ye ulaştı.

sarmad dara shikoh
Sarmad ve Babür prensi Dara Shikoh arasındaki görüşme

Fars edebiyatına ve tasavvufa katkıları

Sarmad hem Fars şiirine hem de Tasavvuf mistisizmine yaptığı katkılarla tanınır. Rubaiyat-ı Sarmad isimli kitabında mistik temelli şiirlerini yayınladı. Bu kitap, Sufi mistikleri arasında Farsça şiir tarzının bir ifade biçimi olarak popüler hale geldi. Bu kitap ile tasavvuf felsefesine kişisel katkılar yapmış oldu.

“Bu varoluşun, masmavi küre olmadan hiçbir gerçekliği yoktur, Bu varoluş sınırlıdır; çünkü mutlak varlık dışında hiçbir şeyin gerçekliği yoktur. Tanrı hiç boşuna mı? Boş verin onu! Tanrı boşuna değildir. Bu varoluş, yalnızca kökenine göre gerçektir, ancak türetilmiş olanın hiçbir gerçekliği yoktur.”
-Rubaiyat-ı Sarmad

sarmad sufizm
Sufizm

Yahudiliğe katkıları

Sarmad, Yahudilik konusunda iyi eğitim almış biriydi. Ayrıca, Hindistanda Yahudiliğin doğru algılanmasına katkıda bulundu. Tevrat’ı Farsçaya tercüme etti. Sarmad, Mir Zülfikar Ardestani isimli ermiş yazar ile Dabestan-i Mazahib (Din Okulları) kitabının yazımı konusunda işbirliği yaptı. Bu, farklı dinler üzerine karşılaştırmalı bir dini çalışmaydı. Yahudilikle ilgili bölümün bilgi kaynağı Sarmad’dan başkası değildi. 

“O (yazar) Yahudlar (Yahudiler) arasında bilgin ve seçkin kişilerle asla ilişkiye girmedi; ve yabancıların dinleriyle ilgili kitaplarında bulduklarına hiç değer vermiyordu. Fakat Hicret 1057 (MS 1647) yılında Haydarabad’a geldiğimde Muhammed Sa’id Sarmad ile dostluk kurdum. Bilgin Yahud ailesinden ve Rabanyan (Rabbiler) dedikleri bir sınıftandı.”
-Dabestan-i-Mazahib

sarmad yahudiler
19. yüzyılda Hindistan’da Yahudi öğretmenler. Sarmad’ın Dabestan-i Mazahib’e katkısı ve Tevrat’ın çevirisi, Hindistan’daki birçok kişiye dış kaynakların önyargısı olmadan Yahudiliği anlamaları için bir pencere açtı.

Sarmad ve Dara Shikoh

Sarmad, Şah Cihan’ın saltanatının sonlarına doğru Babür başkenti Delhi’ye geldi. Bu döneme kadar bir Sufi mistik olarak çok itibar kazanmıştı. Babür veliahtı Dara Shikoh, Sarmad hakkında pek çok hikaye duymuştu ve babasından onu saraya davet etmesini istedi. Sarmad Babür sarayına geldi ve her zaman yaptığı gibi çırılçıplak haliyle Babür İmparatoru’nun huzuruna çıktı. Bu davranışı sarayda büyük bir etki bıraktı. Şah Cihan, Sermed’in maneviyatından ve kutsallığından çok etkilendi, ancak çıplaklığını da sorguladı.

“Mucizelerimi kabul ederken neden çıplaklığıma karşı çıkıyorsun? Gerçek (denilen şey) görünen değil, yüreğimde saklı olandır ve aşk budur.”
-Sarmad’ın Babür İmparatoruna cevabı

sarmad sah cihan
Beşinci Babür İmparatoru Şah Cihan (1628-1658)

Babür veliahtı Dara Shikoh’un İslam felsefesine çok değişik bir yaklaşımı vardı. Sarmad’ın kendisi gibi, Dara Shikoh da Sufi mistisizminden çok etkilenmişti. Başka dinleri öğrenme konusunda Dara Shikoh çok geniş fikirliydi ve geçmişte Ekber’in yaptığı gibi dinlerin bir arada barış içinde yaşamasını istiyordu. Dara, Sarmad’ın teşvikiyle Babür sarayında dinler arası tartışmalar sürecini bir kez daha başlattı. 

Dara Shikoh, Sarmad’dan çok etkilendi. Öyle ki, mistikle arkadaş oldu ve hatta onun müridi oldu. Dara Shikoh bir mektubunda Sarmad’dan “efendim ve öğretmenim” şeklinde bahsetti. Birçok kez Sarmad’ın yanında bulunmak ister ve ona birçok hediyeler verirdi. Veliaht prens olan Dara Shikoh’un üzerinde nüfuz sahibi olduğu için imparatorluktaki en etkili kişilerden birisi haline geldi.

“Dara hiçbir dine mensup değildi. Muhammedilerle birlikteyken Muhammed’in ilkelerini övdü; Yahudilerle birlikteyken, Yahudi dini; aynı şekilde, Hindularla birlikteyken Hinduizmi övdü.”
-Niccolao Manucci, Storia do Mogol.

sarmad dara
Babür imparatorluğu varisi Dara Shikoh

Sarmad Kashani Yargılanması

Babür İmparatoru Şah Cihan, 1658’de hastalandı ve bu, dört oğlu arasında bir veraset savaşıyla sonuçlandı. Sarmad, Dara Shikoh’un yakın çevresindeydi ve onu destekledi. Şah Cihan’ın yerini alacak kişinin Dara Shikoh olmasını bekliyordu.

“Dara’ya bu egemenliği Allah verdi ve benim sözüm boşa çıkmadı.”
-Sarmad

Dara Shikoh, kardeşleri Aurangzeb ve Murad Baksh’a karşı taht kavgasına girişti. Ancak bu savaş Dara Shikoh’un lehine gitmedi. Dara, hoşgörü açısından Ekber’e benziyordu, ancak atalarının yetkinliğinden yoksundu. Daha tutucu bir Müslüman olan Aurangzeb, Babür tahtını aldı. Dara Shikoh yenildi ve yakalandı. Delhi’de kalabalığın önünde tutsak halde gösterildi. Aurangzeb, Dara Shikoh’u ihanetle suçladı ve idam ettirdi.

sarmad idam
Dara Shikoh’un idamı

Dara Shikoh ortadan kaldırıldıktan sonra, onun yakınlarındaki kişilerden tehdit olarak görülenler tasfiye edildi. Bu kişilerden birisi Sarmad’dı. Sarmad, Alemgir tahta geçtikten sonra kendisiyle hiç karşılaşmadı ve ona saygı da göstermedi. Ayrıca İmparatorun talimatına rağmen giyinmeyi de reddederek çıplak dolaşmaya devam etti.

Kendisine giyinmesi istendikten sonra Aurangzeb’e şöyle demişti: “Söyle bana, suçlarımı mı yoksa bedenimi mi gizleyeyim?”
-Sarmad, 

sarmad aurangzeb
Altıncı Babür İmparatoru Aurangzeb (1658 – 1707)

Aurangzeb, Sarmad hakkında araştırma yapması için Molla Abdul Qazi’yi atadı. Kendisi hakkında ahlaksızlık suçlamaları yapıldı. Sarmad tutucu ulema tarafından sevilmezdi. Bazıları onun tanınmışlığını bir tehdit olarak gördü. Şarap içmesi ve bhang (marihuana) gibi sarhoş edici maddeleri kullanmasının yanı sıra herhangi bir kıyafet giymeyi reddetmesi de bir tehdit olarak görüldü. Ayrıca Abhi Chand ile eşcinsel bir ilişki yaşamakla da suçlandı. Bununla birlikte, bu davranışların hiçbiri Babür İmparatorluğu içinde görülmeyen şeyler değildi. Bu davranışlar için ölüm cezası verilmesine hiç rastlanılmamıştı.

Sarmad’a yöneltilen son suçlamalar dini sapkınlık ve dinden dönme idi. Ortodoks olmayan inançları sorgulandı. Hz. Muhammed’in miracını inkar etmekle suçlandı, tutuklandı ve bir İslam konseyi önünde mahkemeye çıkarıldı. Mahkemesinde Aurangzeb’in kendisinden çok ulemanın daha büyük bir rol oynadığına inanılmaktadır. 

“Tesbih ya da kutsal ip umurumda değil. Dindar mıyım? umurumda değil. Uzun yünlü cübbeyi de uzun süre giymiyorum, çok ağır. Benim derdim yalnız Dostumdur. Dünyanın görüşü ne umurumdadır.”
-Rubaiyat-i Sarmad

Molla Abdul Qazi, Sarmad’ın Kelime i Şehadeti getirerek inancını teyit etmesini ve bunu kendilerine göstermesini istedi: Cevap olarak Sarmad, “Tanrı yoktur” anlamındaki “La İlahe” bölümünü okudu ve sustu. Molla Abdul Qazi ondan Şehadet’in tilavetini tamamlamasını ve ikinci kısmı söylemesini istedi. Sarmad, “Hala olumsuza dalmışım ve olumluya ulaşamadım; Neden yalan söyleyeyim?” Bu, Qazi’nin Sarmad’ı dini sapkınlık ve dinden dönme ile suçlanması için yeterliydi. Ölümle cezalandırıldı.

Sarmad 1661’de idam edildi. Büyük kalabalıklar onun infazını izlemeye geldi. Birçoğu ona saygı gösterdi. Delhi’deki Cuma Mescidi‘nin yanına gömüldü.

“Ey takva sahipleri! Bu ikiyüzlülükte nasıl bir lezzet tattın? Çok tatsız. Dindarlığını göstermek için bol bol yünlü gömleğin var, Ama unutma ki, tespihinin ipinden kendini bağlamak için güçlü bir ip yaptın. Kendime gelince, ey ​​Üstat, ben sadece senin koruman için dua edebilirim.”
-Rubaiyat-ı Sarmad

Sarmad kashani
Delhi’deki Cuma Camii yakınlarında bulunan Sarmad Kashani’nin mezarı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
İsminizi yazın