Dîn-i İlâhî – (İlahi Din)

0
4
Din-i İlahi

Bâbür İmparatoru Ekber Şah tarafından 1852 yılında kurulmuştur. O dönemde Babürlüler devletinde uygulanmakta olan Budizm, Jain Dini, Hristiyanlık, Hindu Dini, Mecusîlik, Müslümanlık, Sih Dini, Zerdüştlük gibi dinleri birleştirmeyi ve böylece bütün tebaanın tek bir din olan Din-i İlahi (İlahi Din) ilkelerine inanmasını öngören yeni bir dinin adıdır.

Ekber’in din konusundaki araştırmaları

Ekber Şah, farklı dinlere inanan tebaayı tek bir ortak din çatısı altında birleştirme projesiyle kendine özgü bir imparatorluk kurmaya ve böylece karışmış (senkretik) bir din oluşturmaya çalışmıştır.

Tebaanın manevî liderliğini üstlenmeyi amaçlayan Ekber Şah, farklı dinlerin âlimlerini kendisine bağlamaya çalıştı. 1580’lere doğru Zerdüştlüğe eğilim gösteren Ekber Şah, bir süre bir Zerdüşt gibi yaşayarak sarayda gece ve gündüz ateş yakılmasını emretti. Bu ateşin hiç söndürülmemesi görevini en yakın veziri Ebu-l Fadl’a verdi. 

Ekber Şah, aynı dönemde Jain Dini ve Sih inançlarının temsilcilerini de sarayında bulundurdu. 1579 yılından itibaren, Portekizli işgalcilerle birlikte Hindistana gelen Cizvit papazlarını da sarayında uzun süre misafir etti. Hıristiyanlığı öğrenmeye heves edip Cizvitlere İncil’i tercüme ettirdi, kilise kurmalarına izin verip onları kendi çocuklarının eğitimiyle görevlendirdi. Fakat teslis inancını kabullenemedi.

Ekber Şah, sulh-i küll (tümden barış) düşüncesini Müslümanlara kabul ettirmenin ve böylece manevî bir otorite kurmanın yollarını aradı. Halk arasında o zamanlar yaygın olan Mehdilik düşüncesini bu amaçla kullandı. Bu düşünceye karşı en büyük engel olarak ulemâ vardı. 

1575’te başkent Fetihpur Sikri’de Divanhane adı verilen bir ibadethane yaptırıp burada Sünnî ve Şiî Müslüman âlim, edip ve mutasavvıfları bir araya getirdi ve dinî konularda tartışmalar düzenledi. Bu toplantılara katılan ulemâ arasındaki kişisel çekişmeler, ulemanın zaafları ve şer’î konulardaki anlaşmazlıkları öne çıkınca ulemâ ve hocaların Müslümanlar üzerindeki itibarları ve güvenilirlikleri yıprandı. Bu toplantılara daha sonra Hindu, Hıristiyan ve Mecûsî âlimlerini de davet eden Ekber Şah, onların İslâm aleyhine konuşmalarına ses çıkartmadı. Bu toplantılarda İslâm’ın Araplar gibi bedevî bir millete geldiği, Babür halkı gibi yüksek bir millete uygun olmadığı, Allahtan vahiy almanın akla aykırı olduğu, Kur’ân’ın Allah kelamı olmadığı gibi görüşlerini dile getirdi.

Ilahi divanhane
Ekber Divanhanede tartışmaları izliyor

Din-i İlahi inancının ilanı

1579 yılında Fetihpur Sikri’deki Ulu Camii’de minbere çıkan Feyzi en-Nagori, Ekber Şah’ın ilâhî mertebeye yüceldiğini ifâde eden manzûm bir hutbeyi okuyarak onu “müctehid-i zaman” olarak ilan etti.

Ebu’l-Fadl’a göre de Ekber Şah zamanın imamıydı, insanların Allah’ın rızasını kazanabilmeleri için o hangi yolu, hangi mezhebi seçerse, ona tâbi olmaları şarttı. Tâc ül- ârifîn lakâbıyla şöhret bulmuş olan Şeyh Zekeriya, insan-ı kâmil sözüyle kastedilenin Ekber Şah olduğunu ve ona mutlak itâatin dinin emirlerinden olduğunu iddia ederek ona kıble-i murâdât (ona yönelince muratların gerçekleşeceği kıble) adını vermiş, bu iddiasını delillendirmek için hadis uydurmaktan çekinmemişti. 

Öte yandan Ekber Şah, Taceddin Ayodhanî ile de dostluk kurmuş, bu zat vasıtasıyla Abdülkerim Cilî’nin insan-ı kâmil öğretisini kendisine uyarlamış ve kendi inancına mensup takipçilerinden huzurunda secdeye kapanmalarını istemiştir. Bazı Brahmanlar ise Ekber Şah’ın Vişnu’nun avatarı olduğunu söyleyerek onu Hinduların tanrısı konumuna getirmiş, ona bağlılığın dört mertebesi olarak mal, can, namus ve dinin feda edilmesi gerektiğini, buna karşılık hikmet, şecaat, iffet ve adaletin elde edileceğini ilân etmişlerdi.

Ilahi ekbername
Ebul Fazl Ekbername yazmalarını Ekber’e sunuyor © Wikimedia Commons

Yeni dinin ilkeleri

Dîn-i İlâhî, on erdeme sahip olmayı emretmiştir. Bunlar 

– cömertlik,
– kötü davranışlardan kaçınmak,
– öfkeye hakim olmak,
– dünyevî zevklerden el etek çekmek,
– dünyevî bağlardan ve meşgalelerden kurtulmak,
– takva,
– züht,
– basîret,
– yumuşaklık,
– şefkat,
– Allah’a bağlılık ve
– O’na ulaşmanın özlemini duyarak ruhu kirlerden arındırmaktır.

Bu din şehvet düşkünlüğü, iftira ve gurur gibi günahları şiddetle yasaklıyor, insanlar arasında eşitlik, âlicenaplık, takva, hürriyet, sabır, perhiz, sıdk, ihtiyat, nezaket gibi faziletleri esas alıyordu. İslâm’da ve bütün büyük dinlerde ortak olan bu prensiplere Jain dinindeki canlı hiçbir şeyi öldürmeme ve Katoliklerin bekâr yaşama prensibi de dâhil edilmişti. Yeni dinde âhiret inancı yerine tenasüh (ruh göçü) inancı benimsenmişti.

Ekber, kutsal bir kitaba sahip olduğu iddiasında bulunmamış ve bir din adamı sınıfı da oluşturmamıştır.

Ilahi ekber
Ekber Şah

İnançla ilgili prensipler

Din-i İlahinin getirdiği ilkeler şöyleydi:

– Mutlak kudret sahibi bir Allah vardır.

– Güneş, Dünya’nın nimetidir. Onunla ilgili belirli anlarda özel âyinler yapılmalıdır.

– Ekber Şah, zamanın maddî ve manevî önderidir. Ona bağlılık mal, can, namus ve dinde fedakârlığı gerektirir.

Dîn-i İlâhî’ye göre günde dört kere Güneş’e ibâdet gerekliydi. Her gün bin defa Güneş’in adını anmak gerekirdi. Ekber, öğleden sonra belli bir vakitte güneşin alçalmasına hürmeten eğer at üzerindeyse atından iner, uykudaysa uyanırdı.

Bu dine girmek isteyen bir kişi güneş’in saltanat günü olarak kabul edilen Pazar günü düzenlenen kabul törenine katılırdı. Mürit adayı Şah’a yaklaşarak başındaki sarığı onun ayakları dibine bırakır, Şah da sarığı yerden alıp tekrar adayın başına koyarak onu dine kabul ederdi. Müridlerden, Ekber Şah’a bağlılığın dört mertebesi olarak mal, can, din ve nâmusunu fedâ edeceğine dair sadâkat yemini etmesi istenirdi.

Ekber Şah’ın icat ettiği takvim-i ilâhî’ye göre Şah’ın tahta çıkması, Nevruz ve Mihrican gibi bayramlar kutlanır, bu bayramlara dinî bayramlardan daha çok önem verilirdi. Bu dönemde herkesin istediği dine girmesine, dinî vazifelerini yerine getirip ibâdethane açmalarına, fâizle borç verilmesine, eğlence yerlerinin ve kumarhanelerin devlet kontrolünde açılmasına izin verildi. Şarap içmek serbest bırakıldı, devlet tarafından içki satılan dükkânlar açıldı. Nevrûz günü şarap içmek farz olarak ilân edildi.

Ilahi cami
Agra Kalesindeki İnci Camiinde namaz kılanlar

Sonuç

Ekber Şah‘ın yeni bir din oluşturma çabasına karşı İslâm âlimi İmâm-ı Rabbânî büyük mücadele verdi ve Ekber Şah’ı eleştirdi. Müslüman kitle arasında saygı duyulan bir mürşit olması nedeniyle bu eleştiriler din-i ilahinin yaygınlaşmasını önlemiştir. Bu dinin üst düzey devlet yöneticileri arasında daha fazla yayıldığı kabul edilir.

Din-i ilahi ilahi din
İbadet Khana ortamından bir görüntü © Wikimedia Commons

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz