Seydi Ali Reis-Gujarat

0
115
Seydi Ali Reis

Seydi Ali Reis Hindistan’dan İstanbul’a karayolundan dönerken yaşadığı olayları anlatan Mir’ât ül Memâlik (Ülkelerin Aynası, 1557) isimli gezi anıları kitabı çok önemlidir. Seydi Ali Reis, kitabını bu dönemde yazdı. Bu kitap, 14. Yüzyılın Hindistanı’nı anlatan çok önemli bir belge niteliğindedir. Seydi Ali Reis Gujarat bölgesinde önemli olaylarla karşılaşmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman 1552 yılının sonlarına doğru Seydi Ali Reis’i Osmanlı Hint Okyanusu Filosu’nun yeni Komutanı olarak atadı. Portekizlilerin Hint okyanusundaki deniz üstünlüğünü kırmak, Arap Denizinde Osmanlı bayrağını dalgalandırmak ve hatta mümkün olursa Güney Hindistan’a kadar giderek Baharat yolunu ele geçirmek istiyordu. 

seydi Ali Reis
Seydi Ali reis © Wikimedia Commons

Ancak Seydi Ali Reis, kendisinden üstün olan Portekizlilere yenildi. Seydi Ali Reis ve yeniçerileri Portekizlilerin deniz yolunu kapatmaları nedeniyle İstanbula karayolundan dönmek zorunda kaldılar. O dönemde karayolu son derece tehlikeliydi ve birçok bilinmezle doluydu. 

İstanbula karayolundan dönmeyi kabul eden 50 kadar kişi ile birlikte 3 yıldan fazla süren uzun bir yolculuktan sonra İstanbula döndü. 

Ekteki yazıda Seydi Ali Reis ve adamlarının bu ilginç yolculuğunun Ahmedabad – Babürlüler bölümünü sunuyoruz.

seydi miratul memalik
Kitap

SEYDİ ALİ REİS’İN HİNDİSTAN SEFERİ – 2

Yazının 1. Bölümü: https://hindistangezi.com/seydi-ali-reis/

2. Ahmedabad – Babürler yolu

Seydi Ali Reis Gujarat bölgesinde

Seydi Ali Reis, Ahmedabad’a doğru giderken geçmiş olduğu Bervec (günümüzde Bharuch), Buludire (günümüzde Bodeli), Champaner yolu üzerinde kendisine garip gelen şeyleri anlatmıştır.

seydi surat 1
Seydi Ali Reis’in Surat’tan Champanir’e giden rotası

Mesela, Kabirvad adasında garip bir ağaç gördüğünü ve ağacın başının semanın en yüksek katına eriştiğini söylemiştir. Bu ağacın üzerinde acayip yarasalar varmış ki, bu yarasaların bir kanadından diğer kanadına kadar olan mesafe on dört karış kadarmış. Bu türden yarasalar sayılamayacak kadar çokmuş. Ayrıca bu ağacın kökleri yukarıdan inip yere ulaşınca büyüyüp gelişip birer ağaç oluyormuş. Doğal olarak her kök, bir ağaç olduğu için bu ağaçtan çok fazla varmış ve hepsi de genelde büyük ağaçlarmış. Bu ağacın ismi ise cennette bulunan tuba ağacıymış (günümüzde Banyan Ağacı olarak bilinir). Ağacın gölgesinde çokça adam gölgelenirmiş. 

seydi kabirvad
Kabirvad’daki bir banyan ağacı © Wikimedia Commons

Seydi Ali Reis, geçmiş olduğu bu diyarların yollarında zakkumdan başka bir şey olmadığından ve tuti kuşunun (papağan cinsi bir kuş) burada çok fazla olduğundan bahsetmiştir. Ayrıca bulunduğu coğrafya maymunların yaşaması için elverişli olduğundan her konakladıkları yerde etraflarına Seydi Ali Reis’in deyimi ile ‘nice bin’ maymun gelirmiş. Hatta çoğunun ellerinde yavruları bile olduğunu da aktaran Seydi Ali Reis, bu maymunların her birinin tuhaf hareketler yaparak dikkatlerini çektiğine değinmiş ve Cihanşah Hikayesi’ne benzetmiştir. Bu maymunlar akşam oldukları zaman da kendi mekânlarına geri dönerlermiş.

Seydi Ali Reis, çekilen sıkıntılar sonucunda önce Mahemdabad’a oradan da on beş gün sonra Gujarat’ın merkezi olan Ahmedabad’a varmıştır. Sultan Ahmed, ile görüşen Seydi Ali Reis, padişaha hediyelerini takdim etmiş ve samimiyetlerini sunmuştur. Sultan Ahmed’in çeşitli yardımlarına mazhar olan Seydi Ali Reis’e, bir at, bir katar deve ve harçlık bağışlanmıştır. 

seydi champanir
Seydi Ali Reis’in Champanir’den Ahmedabad’a giden rotası

Portekizliler ile karşılaşma

Seydi Ali Reis, Ahmedabad’dayken bir gün Portekiz elçisi, Sultan Ahmed’in veziriazamı olan İmadülmülk’e gelmiş ve Seydi Ali Reis’in kendilerine verilmesini talep etmiştir. Bunu duyan Seydi Ali Reis ise “Bre malʿûn, beni bozgun donanma ile buldunuz. İnşa’allâhü’r-rahmân ʿan-karîbi’z-zamân pâdişâh-ı ʿâlem-penâh devletinde Hürmüz degül, Diyu belki Küvve dahı size kalmaya, 

Deniz yüzinde yörürüz.
Düşmeni arar buluruz.
Öcümüz komaz aluruz.
Bize Hayrü’d-dînli dirler.” 

demiştir. 

(Ey lanetli kişi, beni bozgun donanma ile buldunuz. İnşaallah yakın zamanda alemlerin koruyucusu padişahımız devletinde Hürmüz (boğazı) değil, Diu, belki Küvve (Goa) bile size kalmayacak, 

Deniz yüzünde yürürüz.
Düşmanı arar buluruz.
Öcümüz komaz alırız.
Bize Hayreddînli derler.)

Bunun üzerine elçi tehditkâr bir şekilde “Benâdir-i Hind’den şimden sonra kuş uçmaz.” (“Hind limanlarından şimdiden sonra kuş (bile) uçmaz.) diyerek Seydi Ali Reis’e deniz yolunu kapatacaklarını bildirmiştir. Bu konuşma neticesinde Seydi Ali Reis denizden gidemeyeceğini anlayıp “Deryâdan gitmek lâzım degül. İnşâ’allâh Hak teʿâlâ nasîb iderse karadan varmak bana dahı âsândur.” (“Denizden gitmek lâzım değil. İnşallâh yüce tanrı nasib ederse karadan varmak bana bile kolaydır.”) demiş ve elçiyi İmadülmülk’ün meclisinden kovmuşlardır.

seydi savas 1
Osmanlı – Portekiz kalyonları savaşı

Birkaç gün sonra Sultan Ahmed, Seydi Ali Reis’e Bervec vilayetini (günümüzde Bharuch) vermeyi teklif etmiş hatta dirlik (maaş) bile tayin etmiştir. Ancak Diyar-ı Rum’a (Osmanlı Topraklarına) dönmek isteyen Seydi Ali Reis, “Külliyen Vilâyet-i Gücerât-ı virsenüz, durmak muhâlâtdandur.” (“Bütün Gujarat Vilâyetini verseniz, durmak (işleri) karıştırmaktır.”) deyip Sultan Ahmed’in tekliflerini kabul etmemiştir. Ardından da Sultan Ahmed’den yola çıkmak için izin almıştır.

Ahmedabad’da Baniyen kabilesinin büyük alimlerinden Bat ismi ile bilinen bir taife varmış. Yollarda Rajput kafiri yani Hindu asıllı atlı birlikler gelip kervanı yağmalamaya çalışırlarsa, bu Batlar hançerlerini sinelerine dayayıp “Biz mütekeffil olmış iken kârbâna zarar idersenüz kendümüz helâk iderüz” (“Biz (onlara) kefil olmuşken kervana zarar verirseniz kendimizi mahvederiz”) derlermiş. Rajput kafiri onlara hürmet ettiklerinden sataşmak istemezmiş ve o yerden rahatça geçilirmiş. Eğer bir zarar verirlerse Batlar kendilerini öldürür ve kendi batıl ayinlerinde Rajput öldürülmekle cezalandırılırmış. Sonra da Rajput beyleri bütün Rajputları kadın erkek ayırt etmeden öldürürlermiş. Bu yüzden Ahmedabad’daki Müslümanlar Seydi Ali Reis’e yanlarında kendilerini Rajputlardan korumaları için iki tane Bat ve bir miktar eşya göndermişlerdir.

seydi rajputlar
Rajputlar © Wikimedia Commons

Seydi Ali Reis, 4 Ocak 1555 tarihinde karadan yola çıkmıştır. Beş günde Patan’a vardıklarında Şir Han ve kardeşi Musa Han Radhanpur hakimi olan Beluc Han’a karşı savaş hazırlığında olduklarından asker toplamaktalarmış. Seydi Ali Reis ve yol arkadaşları şehre gelince bulundukları savaş halinden dolayı Beluc Han’a yardıma gittikleri düşünülüp şehirden çıkmalarına müsaade edilmemiş ve durum düzelince selamatle gidersiniz diyerek kalmaları istenmiştir. Ancak yola devam etmek isteyen Seydi Ali Reis, “V’allâhü’l-ʿazîm, biz kimseye muʿâvenet içün gelmedük. Kendü yolımuza giderüz. Elimüzde pâdişâhınuzun fermân-ı şerîfi vardur.” (“Yüce Allaha yemin olsun ki, biz kimseye yardım için gelmedik. Kendi yolumuza gideriz. Elimizde pâdişâhınızın şerefli fermânı  vardır.”) diyerek yalvarmış ve sonunda yollarına devam etmelerine izin vermişlerdir.

Beş gün sonra Seydi Ali Reis, Radhanpur’a varınca burada da Mahmud Han ile sıkıntılar yaşamıştır. Mahmud Han, Seydi Ali Reis’in üç yoldaşını alıkoymuş ve diğerlerinin gitmesine izin vermiştir. Ancak yolda Rajputların olduğunu öğrenince Mahmud Han’ın beyleri yardım etmek için gelmiş ve Han’dan mektup getirmiştir. Bu mektupla Sind’e varınca develer kiralanmış ve Ahmedabad’dan yol gösterici olması için alınan Bat’lara bir miktar harçlık ödenerek izin verilip tekrar yola koyulmuşlardır.

seydi radhanpur
Seydi Ali Reis’in Ahmedabad’dan Radhanpur’a giden rotası

Sind bölgesinde

24 Ocak 1555’te yola çıkan Seydi Ali Reis ve arkadaşları, 2 Şubat’ta Rajput şehirlerinden Paker (günümüzde Nagarparkar) şehrine vardıklarında silahlı bir grup tarafından saldırıya uğramıştır. Seydi Ali Reis, bunun üzerine Mahmud Han’dan aldığı mektubu gösterip bir miktar da hediye takdim etmiştir. Böylece Seydi Ali Reis ve arkadaşlarının yollarına devam etmelerine izin veren silahlı grup, ayrıca yolda Rajputların olduğunu ve dikkatli olmalarını da tembih etmiştir.

Seydi Ali Reis, bir sabah ansızın Rajputlar ile karşılaşmıştır. Hemen develeri çökerterek etraflarını çevreleyip tüfeklerle ateş etmeye başlamışlardır. Bunu gören Rajputlar bir adam gönderip savaşmak için gelmediklerini sadece haraç istediklerini bildirmişlerdir. Seydi Ali Reis, kendilerinin tüccar olmadığını yanlarında sadece yiyecek bulunduğunu bildirince Rajputlar gitmelerine müsaade etmişlerdir. 

Ardından Seydi Ali Reis ve adamları yollarına devam edip on beş gün süresince çölde ilerlemişler ve Sind sınırındaki Banke Bhil Jo Tar şehrine gelince tekrar develer tutmuşlardır. Beş gün sonra da Cûn şehri ve Bağ-ı Feth Fateh Abad şehrine varmışlar ama buradaki ahvalden dolayı şehirden ayrılamamışlardır. Sehwan??

Seydi Ali Reis gujarat bölgesinde
Seydi Ali Reis’in Radhanpur’dan Banke Bhil Jo Tar’a giden rotası

Sind Vilayeti’nin sultanı olan Hasan Mirza kırk yıldır tahtta durmaktadır. Lakin beş yıldan fazla bir süredir hasta olan Hasan Mirza’nın ata binecek gücü dahi kalmamıştır. Bu sebeptendir ki sürekli gemiler ile seyir halinde olup nerede isterse orada durmaktadır.

Sind Vilayeti’nin başşehri olan Tette’de (günümüzde Thatta) sultan olan Isa Turkhan, durumdan istifade ederek Hasan Mirza’nın adamlarından bazılarını öldürmüş ve Nusratabad Kalesinde bulunan hazinesini de askerlere dağıtıp, Hümayun Şah adına hutbe okutup, nakkare (davul) çaldırmıştır. Hasan Mirza Seydi Ali Reis’e Lahor Limanı’nı yani Diyul-ı Sind’i vermeyi teklif etmiş ancak Seydi Ali Reis bu teklifi kabul etmeyip yolculuğuna devam edebilmek için izin talep etmiştir. Hasan Mirza fetihten sonra gidebileceklerini beyan etmiş ve Kanuni Sultan Süleyman’a bir mektup yazmıştır. 

seydi thatta scaled
Thatta © Zafer Bozkaya

24 Mart tarihinde Sind Sultanı Mahmud Gökeltaş karadan, Seydi Ali Reis de Hasan Mirza ile gemilerle nehirden Bakkar’a yönelmiştir. Yola çıktıklarında büyük timsahlar ve bebrlerden (Afrika ve Hindistan’da bulunduğu söylenen kediye benzeyen büyük, yırtıcı bir canavar) dolayı yalnız kalmadıklarına değinen Seydi Ali Reis bu sıkıntının yanı sıra Simeçe ve Maçi taifesi ile her gün savaş halinde olmuştur.

Bu yaşadıkları güç olaylarla birlikte Bekr kalesine varınca Sultan Mahmud ve merhum Mirzanın veziri olan Monla Yari ile görüşmüştür. Bu görüşme sırasında Seydi Ali Reis, Sultan Mahmud’a hediye takdim etmiş ve sohbet ettikten sonra Sultan Mahmud da Hümayun Şah adına hutbe okutmuştur. 

Seydi Ali Reis, izin istemek için iki gazel yazmıştır. Sultan Mahmud Gökeltaş bu isteklerini kabul etmiş ve Kanuni Sultan Süleyman’a bir mektup yazıp Seydi Ali Reis’e vermiştir. Ancak Sultan Mahmud Kandehar yolunun Özbek sultanlarının birçok adamı tarafından tutulduğu için geçit vermediğini, sam yeli zamanı olduğu için o yöne doğru gidilmeyeceğini ve biraz daha kalmalarını söylemiştir. Hatta Lahor tarafından gidilmesi düşünülse de Sultan Mahmud Gökeltaş buna da karşı çıkmış ve burada da Cidd taifesinin bulunduğunu belirtmiştir.

Bir ay kadar daha Bekr’de kalan Seydi Ali Reis Sultan Mahmud, gitmelerine izin verip, bir güzel at, bir katar deve, bir büyük çadır ve yol harçlığı ihsan etmiştir. Böylece Seydi Ali Reis ve adamları yanlarında Sultan Mahmud’un hediyesi olan Sind’in hızlı koşan develerine binmiş 250 savaşçı adamı ile Hümayun Şah’a yazdığı itaatini bildiren mektubu alarak 30 Haziran tarihinde yola çıkmışlardır. 

Temmuz ayının ortalarında Sultanpur yoluyla Maw Mauj Garh Kalesine varan Seydi Ali Reis, Cengilistan güzergahı üzerinde bulunan Cedd taifesinden dolayı çöl yolundan ilerlemiştir. Ancak Çanlar’a varınca susuzluktan bir çok adam fenalaştığı için keskin bir panzehir ile derman bulmaya çalışmışlardır. Yaşadıkları bu sıkıntıdan dolayı Seydi Ali Reis, bu yoldan vazgeçmiştir. 

Bu sırada çöl yolunda serçe büyüklüğünde karıncalar gören Sindliler, Cengilistan yolundan gitmek istememiş, ancak Seydi Ali Reis’in adamlarının ikna etmesi ile 20 Temmuz’da yola çıkabilmişlerdir. Çengilistan’a vardıklarında burada Şeyh İbrahim ve Şeyh Cemali Hazretleri ile görüştükten sonra Seydi Ali Reis, yoluna devam etmiştir. 

Yazının devamı: https://hindistangezi.com/seydi-ali-reis-hindistan/

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
İsminizi yazın