Tavus Kuşlu Taht

0
86
Nadir Şah, Nisan 1739'da onunla ayrılmaya hazırlanırken Tavus Kuşu Tahtında oturuyor.

Tavus Kuşlu Taht

Hindistanı işgal etmiş olan Babürlü’ler ülkeye yabancıydı ama zaman içinde Hint Uygarlığı ile bağlantı kurmayı başardılar. Geçmişteki başka Hint Sultanları gibi Babürlüler de kültür, felsefe ve mimari alanlarında eserler verdiler, ait oldukları Orta Asya kökenli kültürel unsurları ile Hint kültürünün bir karışımını yaratmayı başardılar. Mimari alanda ise kesinlikle İran etkisi altında, ancak fark edilir derecede “Hintli” eserler verdiler. Bu eserler arasında fazla bilinmeyen ama çok ilginç bir eser “Tavus Kuşlu Taht” tır.

Tahtın Yapımı

Şah Cihan, 1635’te imparatorluğuna Maharaja’larınki gibi gösterişli bir tahtın yapılması gerektiğine karar verdi. Böyle bir tahtın hanedanlığın ihtişamına yaraşır bir yapısı olması şarttı. 

Tahtın yapımına başlayan ünlü kuyumcular ve zanaatçılar bunun için elmaslar, zümrütler, yakutlar ve daha başka pek çok çeşit değerli taşlar kullandı. Tahtın imalatı 7 sene kadar sürdü. Bazı kaynaklara göre Tavus Kuşlu Tahtın yapımı, Tac Mahal’in yapım maliyetinin iki katına ulaşmıştı. Bu Tahtın yapılması için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadı. Tahta bu ismin verilmesinin nedeni tavanında ve çatısında altınla bezenmiş Tavus Kuşları figürlerinin işlenmiş olmasıydı. Tahtın koyulacağı yer, Delhi’de Red Fort’taki “Divan-E Khas” olarak bilinen Özel Kabul Salonuydu. Ancak gerekli olduğunda imparatorluğun eski başkenti olan Agra’daki Agra Fort’a da götürülüp getiriliyordu. 

Tahtın imalatı sırasında önceden planlanmış olan boyutları büyütüldü. Sonunda bu taht, etrafı çevrili orta boy bir oturma grubu haline geldi. Tahtın o dönemdeki orijinal ismi “Takht-e Taus” idi.

taht delhi
Tavus Kuşlu Taht, © Wikimedia Commons

Tahtın İhtişamı

Taht’ın yerleşimi, ilk görenleri hemen etkileyecek şekilde ayarlandı. Hindustan Sultanı, herkesin göreceği merkezi bir noktaya oturtulmuştu. Tahtın ihtişamı öyle büyüktü ki yabancı bir konuğun, bir ticaret anlaşmasını müzakere etmeye çalışırken veya Sultandan herhangi bir yardım isterken, bu ihtişamın altında ezilmemesi mümkün değildi. 

Tahtın yapımında 116 tane zümrüt, 108 tane yakut, pek çok sayıda safir, elmas ve inci gibi değerli taşlar kullanılmıştı. Tahtın basamakları gümüştendi ve buradan çıkıldığında 180 x 100 cm boyutlarında bir platforma ulaşılıyordu. Bu platformda bulunan ikinci bir yükseltilmiş bölüm ise altındandı ve 50 cm. yüksekliğindeydi. Platformu çevreleyen 12 sütun da altın kaplamaydı ve buralara asılan ipek örtüler tahtın etrafını sarıyordu. 

Taht, zamanla İmparatorluğun bir sembolü haline geldi ve bir şekilde Babür hanedanının asaletini bile aştı, çünkü Sultanlar değiştikçe taht yerinde kalıyor ve tahtın kendisi sultanlardan daha önemli oluyordu. 

taht Shah Jahan
Hindustan İmparatoru Şah Cihan, Tavus Kuşu Tahtında oturuyor. Yıl: 1640 © Wikimedia Commons

Hindistanın Birlik Sembolü

Alemgir ve ondan sonra gelen daha zayıf sultanlar döneminde de Tavus Kuşlu Taht hep yerinde kaldı. Bu zayıf dönemlerde bile Babür İmparatorluğu hala “Hindistan’ın Birliği” idealine sahip çıkıyordu. Halk, yaşanmış olan toplumsal altüst oluşlarda birçok sorunla karşılaşmış olsa da, bu Taht, onlar için de sembolik bir varlık haline gelmişti. Çünkü, Hindistan, hala dünyanın en zengin ülkesiydi, yoksulluk diye bir şey bilinmiyordu. Çoğu Hintli’nin umudu, merkezi yönetimin tekrar kurulmasıydı, ancak bu, daha hoşgörülü ve Hindistan kökenli bir hanedanla olmalıydı. Maratha İmparatorluğu’nun Babürlü’leri kesin olarak yenmiş olmasına rağmen Babür Sultanı’nın Delhi’deki sarayda yerinde bırakılmış olması bile bu umudu karşılamadı. Bu beklenti ve umut, Babür yönetiminin tam ve kesin olarak sona ermesi ve İngiliz İmparatorluğu’nun 1757’de Bengal bölgesini işgal etmesiyle tamamen sona ermiş oldu.

taht ingilizler
İngiliz’lerin Delhi’deki Red Fort’a saldırısı

Nadir Şah’ın saldırısı

Tavus Kuşu Taht, daha sonraları Babürlü’lerin hayal bile edemeyeceği bir düşmanın eline geçecekti. Bir zamanlar köle olarak yaşamış, okuma yazma bilmeyen İran’lı bir çoban, Safevi Hanedanlığı’nı devirdi ve kendisini Şah olarak ilan etti. Bu kişi, Nadir Şah Afşar’dı. Nadir Şah, 1739’da Hindistan’ı işgal etti ve Kuzey Hindistan’da birçok yeri tahrip etti. 

taht nadir hint seferi
Nadir Şah’ın Hindistan seferi

Nadir Şah, o zamanlar son derece zengin bir yer olan Delhi’nin Chandi Chowk bölgesine geldiği ve 6 saat içinde 30 bin kişiyi katlettirdi. Bu katliamı durdurmak için dönemin Babür Sultanı Muhammed Şah, dizlerinin üzerine çökerek yalvarmak zorunda kaldı. Muhammad Şah, Babür Devleti’nin sahip olduğu tüm para ve mücevherleri vermeyi kabul etti, buna saltanat elmasları, değerli taşlar, gümüşler ve altınlar da dahildi. Nadir Şah’ın el koyduğu miktar, bugünkü değeriyle milyarlarca Dolar ediyordu. Nadir Şah, Delhi’den ayrılırken Tavus Kuşlu Taht’ı da yanında götürdü. 

Nadir Şah İran’a dönerken Sih orduları 2 kilometre uzunluğundaki kervana saldırdı ve pek çok hazineyi ele geçirdi. Ancak ünlü Nur Dağı Elması ve Tavus Kuşlu Taht, Nadir Şah ile birlikteydi ve Sih’lerin eline geçmedi.

taht nadir taht
Nadir Şah, Nisan 1739’da onunla ayrılmaya hazırlanırken Tavus Kuşu Tahtında oturuyor.

Son Hükümdarlar

Zaman geçtikçe, Sih İmparatorluğu Pencap’ta güçlenmeye başladı. Maratha’lar, Babür İmparatorluğu’nu yendi ama garip bir şekilde Babür Sultanlarının Hindustan Tahtı’nda oturuyor olmalarına izin verildi. Ekteki fotoğraflarda Ekber II, Ghulam Murtaza Khan ve Şah Alem II isimli sultanların Tavus Kuşlu Taht ile çizilmiş minyatürlerini görüyorsunuz.

taht Akbar II
Ekber II © Wikimedia Commons
taht ghulam murtaza scaled
Ghulam Murtaza © Wikimedia Commons
taht shah alem
Sah Alem © Wikimedia Commons

Doğu Hindistan Şirketi

Bu arada Hindistan’ın doğusunda yeni bir tehlike yükseldi. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, ülkeyi ele geçirmeye karar verdi. Buna öncelikle Bengal bölgesinden başlandı. Doğu Hindistan Şirketi, Bengal’deki tüm altın ve gümüş varlığını ele geçirdi. Tek başına dünyanın tüm varlığının %12’sine sahip olan ve dünyanın en üretken eyaleti olan Bengal, 20 yıl içinde bir kıtlık yerine döndü.

taht Maharaj Ranjit Singh
Maharaja Ranjit Singh ve Kohinoor. © Wikimedia Commons

Tahtın Kayboluşu

Öte yandan, Tavus Kuşlu Taht, Nadir Şah’a uğur getirmedi. Nadir Şah, zalim bir despot haline geldi ve kendi öz oğlunu bile kör ederek cezalandırmaktan çekinmedi. Tavus Kuşlu Taht, çalınarak parçalandı, parçaları da kayboldu. Tahtın yarattığı ihtişam ve efsane o kadar büyüktü ki başta İran sultanları olmak üzere Avrupa’daki çeşitli krallar ve sultanlar aynı isimde tahtlar imal ettirerek kullanmaya başladılar. 

taht iran
İran’daki Tavus Kuşlu Taht © Zafer Bozkaya

Kooh-i Noor Elması

Taht ile birlikte çalınmış olan ünlü Nur Dağı elması Hindistan’a geri geldi ve 1813’te bir Afgan General tarafından Maharaja Ranjit Singh’e hediye edildi. Maharaja’nın ölümünden sonra İngilizler tarafından yeniden çalınan Nur Dağı (Kohinoor) elması anavatanından ayrıldı. Bu elmas, Güney Hindistan’daki Kollur Madeninden çıkarılmış ve Delhi Sultanlığı döneminde Alaaddin Khilji tarafından kullanılmıştı. Ağırlığı 38.2 gramdı. 

Bu elmas, günümüzde İngiltere Kraliyet Mücevherlerinin bir parçasıdır. Elmasın en azından hayatta kaldığının bilinmesi bile bir teselli kaynağıdır. Belki bir gün gelecek, sömürgeciliğin, ırkçılığın ve ekonomik sömürünün sona ermesiyle ait olduğu yere geri dönecektir. 

Hindistan için Tavus Kuşlu Tahtın kaybı, Hint Uygarlığının asırlar boyunca yarattığı gururu ortadan kaldıran uğursuz bir çağın başlangıcıydı. Daha önce Hindistan’a çeşitli işgaller gelmişti, ancak Hindistan, servetini hiçbir zaman bu kadar çabuk ve bu kadar çok miktarda kaybetmemişti. 

taht british
Nur Dağı elması İngiliz Kraliçesinin tacını süslüyor.