Hindistan’ın başkenti Delhi şehrinde pek çok tarihi eser vardır. Bunlar arasında bulunan Purana Qila (Eski Kale), Kutub Minar, Lal Kila (Kırmızı Kale), Cuma Camisi, Hümayun Türbesi ve Hindistan Kapısı gibi yerler iyi tanınmıştır ve birçok kişi tarafından iyi bilinir. Delhi ve 7 gizli eser ise bunlar gibi değildir. Bu yerler farklı tarihsel dönemleri temsil etmektedir ve Delhi’nin zengin ve çok katmanlı mirasını gözler önüne serer. Antik su yönetim sistemlerinden sömürge döneminden kalma kalıntılara kadar, her bir yer, kendi özellikleriyle size benzersiz hikâyeler anlatır.
Yazımızda bahsedeceğimiz yerler ise Delhi ve çevresinde az bilinen başka tarihi yerlerdir. Bu yerlerin bazıları antik döneme, bazıları ortaçağ dönemine, birkaçı ise İngiliz dönemine aittir. Ekteki yazımızda bu yerleri anlatıyoruz.
Surajkund Gölü (Antik Dönem)
10. yüzyıldan kalma eski bir su deposu / gölüdür. Surajkund, Delhi’nin güneyinden 8 km uzaklıkta, Faridabad’da bulunur. Günümüzde bu alanda Surajkund Mela festivali düzenlenmektedir. Adını güneşe tapan Raja Surajpal Tomar’dan almıştır. Burada antik bir amfi tiyatro ve “Güneş Havuzu” ismiyle bilinen dairesel bir havuz bulunur.

Agrasen ki Baoli (Antik Dönem)
Delhi’nin merkezinde bulunan ve 14. yüzyıldan kalma bir basamaklı kuyudur. Bu yapı harikası, 103 basamakla yerin 18 metre altına iniyor. Maharaja Agrasen tarafından inşa edilmiş olan yapı, muhteşem taş işçiliğiyle dikkat çeker. Bir su depolama sistemi olarak işlev görmüştür. Baoli’nin karmaşık tasarımı ve tarihsel önemi, onu ortaçağ Hindistan mühendisliğinin unutulmuş bir hazinesi haline getirir.

Firuz Şah Kotla Harabeleri (Ortaçağ Dönemi)
14. yüzyıldan kalma bu kalıntılar, Sultan Firuz Şah Tuğluk’un mimari vizyonunu yansıtmaktadır. Kompleks, bir cami, piramit şeklindeki bir saray temeli ve bir Ashoka sütununu içermektedir. Ashoka sütunu buraya Ambala şehrinden getirilmiştir. Eserlerin bezemelerinde bulunan karmaşık İslam motifleri ve değişik mimari unsurlar bu arkeolojik alanın önemini yansıtmaktadır.

Satpula Köprüsü (Orta Çağ Dönemi)
Delhi yakınlarındaki Said-ul-Ajaib köyünde bulunan bu su yönetim yapısı, Muhammed bin Tuğluk döneminde inşa edilmiştir. Su deposunun üzerinden aşan ve Yedi kemerden oluşan taş köprü, günümüze kadar sağlam olarak kalmıştır. Köprü, hem baraj hem de savunma duvarı işlevi görmüştür. Orta Çağ hidrolik mühendisliği ve stratejik kentsel planlamanın bir örneğidir.

Tuğlukabad Kalesi (Orta Çağ Dönemi)
14. yüzyılın başlarında Ghiyas-ud-din Tuğluk tarafından inşa edilmiştir. Bu yapı, Delhi’nin güneydoğusundaki devasa bir taş kaledir. Yapının inşaatı bitirilememiş ve zaman içinde harabeye dönüşmüştür. Bu kale, Tuğluk hanedanının mimari hırsını yansıtır. Sağlam duvarları, stratejik tasarımı dikkati çeker. Orta Çağ İslam askeri mimarisinin bir eseri olarak tarihsel öneme sahiptir.

Metcalfe Evi (İngiliz Dönemi)
Delhi Sırtı isimli bölgede yer alan bu eser, 19. yüzyıldan kalma kolonyal yapıda bir konaktır. Önde gelen bir İngiliz yönetici olan Charles Metcalfe tarafından inşa edilmiştir. Geniş bahçelerle çevrili olan bu neoklasik yapı, çok özel bir mimari estetiği yansıtır. Tarihsel önemine rağmen, az bilinir.

Delhi ve 7 gizli eser Nicholson Mezarlığı (İngiliz Dönemi)
1857 yılında kurulan bu mezarlık, Delhi’nin en eski Hristiyan mezarlıklarından biridir. Keşmir Gate Metro İstasyonu’nun yakınında bulunur. Önceleri Eski Delhi Askeri Mezarlığı olarak biliniyordu. Mezarlık, 1857 İsyanı sırasında önemli rol oynamış olan İngiliz subay Tuğgeneral John Nicholson’ın adını almıştır. Mezarlık, sömürge döneminden kalma çok sayıda İngiliz subayın ve sivilin son dinlenme yeri olarak hizmet vermektedir. Burada gömülü olan önemli şahsiyetler arasında John Nicholson’ın kendisi ve dönemin diğer bazı önde gelen isimleri yer almaktadır.


