Hümayun Şah

0
235
Humayun kapak

Hümayun

Doğumu : 1508 Kabil – Afganistan
Tahta çıkışı : 1530 
Ölümü: 1556 – Delhi
Tahtta kaldığı süre : 26 yıl

İlk Yılları

Babür Şah öldüğünde Hümayun tahta çıktı. Hümayun, o sırada 22 yaşındaydı. Babür’ün en büyük oğlu olduğu için tahtın doğal varisi sayılmalıydı. Gene de öteki iki kardeşi buna karşı çıktı, yapılan çatışmalarda ikisi de yenilince Humayun’un iktidarı kesinleşti. 

Genç Hümayun
Humayun’un gençliği

Hümayun’un Sher Şah ile mücadelesi

Hümayun döneminin ilk önemli tehdidi Afgan kökenli bir klan olan Sur kabilesinden geldi. Hemen savaşa hazırlanan Mughal ordusu 1537 yılında Sher Han’ın orduları ile Chunar’da karşılaştı. Yağmur mevsimi olduğu için bir çatışma yaşanmadı, ama bu sırada Hümayun ile kardeşleri Hindal ve Kamran bir anlaşmazlık içine düştü. Sher Han ise kendisini imparator olarak ilan etti ve ismini Sher Şah olarak değiştirdi. İki tarafın orduları uzun süre karşılıklı pozisyonda bekledi, en sonunda Sher Şah, Mughal kuvvetlerini Ganj nehrine doğru sürebildi, Hümayun’un ordusu ve kendisi buradan zorlukla kaçabildi.

Hümayun, daha sonra Agra’da kardeşleriyle buluşarak aralarındaki sorunları çözmüş ve Sher Şah ile bir kez daha karşılaşmıştır. Bu ikinci savaşta Hümayun ve Mughal ordusu tekrar yenilmiş ve gene Ganj nehrine dökülmüştür. Hümayun, kardeşleri ile birlikte Agra’ya kaçmış, hemen toparlanarak ailesini ve imparatorluk hazinesini yanına alıp Lahore’a doğru yol almaya başlamıştır. Sher Şah ise onları uzaktan izlemektedir. Sher Şah, 1540 yılı Haziran ayında Sur hanedanının kurulduğunu ilan eder. 

Rohtas Fort
Sher Shah Suri’nin müttefiki olan Raja Todar Mal, Hümayun’un saldırılarına karşı koymak için Rohtas Kalesi’ni inşa ettirdi. Kale, Pakistan’da Pencap eyaletindedir. © Wikimedia Commons

Lahore günleri

Humayun’un Lahore’a gelen ve bozguna uğramış olan ordusunda her şey karmakarışıktır. Sher Şah ise yaklaşmaktadır. Sher Şah, Sirhind’e ulaştığında Hümayun ona bir elçi gönderir ve: “Sana tüm Hindistan’ı veriyorum, Lahore’u rahat bırak, Sirhind, aramızda sınır kalsın.” der. Sher Şah’ın buna yanıtı ise: “Sana Kabil’i bıraktım. Oraya git.” olur.

Kabil’i yöneten Kamran ile anlaşamayacağını iyi bilen Hümayun, bir yere kıpırdayamaz durumda kalmış, ve bir çıkış yolu olarak güneye yönelip Sind ülkesi yöneticisi Hüseyin ile bir anlaşma yapmaya çalışmıştır. Bu sırada Şii bir kadınla evlenmiştir. Bu evlilikten büyük Mughal Hükümdarı Ekber doğacaktır. Sind yöneticisi Hüseyin’in destek vermemesi ve Marwar bölgesi Mihracesi’nin de yardım isteğini reddetmesi Hümayun’u ümitsizliğe sürüklemiş, küçük bir bölgeye sahip olan Umarkot Mihracesi’nden gelen beklenmedik destek, moralini biraz düzeltmiştir. Bu arada 15 Ekim 1542’de Ekber doğmuştur.

Amarkot
Ekberin Umarkot’taki doğduğuna inanılan yer. © Wikimedia Commons

İran’dan destek arayışları

Hümayun’un Kamran’a karşı bulabileceği son destek, İran’da Şah İsmail’in oğlu Şah Tahmasp’tı. 1544 yılı Ocak ayında İran’a doğru yola çıktı. Afganistan’daki Herat şehrinde 1 ay mola verdi. Meşhed’te İmam Rıza türbesini ziyaret etti ve Şah Tahmasb’la Qazvin şehrinde buluştu. 

İki Şah’ın karşılaşması onuruna eğlenceler düzenlendi. Ancak Şah Tahmasb, katı bir Şii idi ve Hümayun’dan Şiilik lehine davranışlar göstermesini istedi. Hümayun’un son eşi Hamide’nin Şii inancında olması Şah Tahmasb için yeterli değildi. Hümayun’un bir Şii takkesi takmasını ve saçıyla sakalını Şii inancına uygun şekilde kesmesini istedi. Ayrıca Şii inancının kurallarını kabul ettiğini gösteren bir kâğıdı da imzalattı.

Hümayun, Şah Tahmasb’ın desteğiyle, Kabil’i alabildi. Burada eşi ve yeni doğmuş olan oğlu Ekber ile buluştu. Kabil, 1551’e kadar Hümayun’un oğullarından biri olan Askari tarafından 3 kez işgal edildi ve 3 kez de geri alındı. Askari daha sonra Mekke’ye giderken Şam’da öldü. Öteki kardeş olan Kamran da hacca gitti, Hac ziyareti sırasında öldü.

1554 yılında Sher Şah’ın ölümüyle Sur Hanedanı parçalandı. Sher Şah’ın türbesi halen Bihar eyaletinin Sasaram kentindedir. Bu sırada Hayber Geçidi’nde savunmanın zayıfladığını gören Hümayun, ordusunu İndüs Nehri’nden geçirerek Pencab bölgesine girdi. Hiçbir direnişle karşılaşmadan Sirhind’i aldı. Fazla bir direnişle karşılaşmadan Delhi’yi de aldı ve tahta oturdu.

Bu tarihten sonra Hümayun’un yönetimi genellikle sakin geçti. Çevresi Sur Hanedanı’nı destekleyen Afgan kökenli düşmanlarla doluydu. Ama hepsini sorunsuz yönetebildi. 

Humayun İranda
Humayun ve Şah Tahmasb Qazvin kentinde. © Zafer Bozkaya

Yönetim özellikleri

Hümayun, ilginç, hatta çılgın fikirleriyle çok değişik bir hükümdar oldu. Yeni bir yer fethedildiğinde, oradaki en güzel meyve bahçesine gider, mutluluk içinde oturur, şarap içip afyon çekerdi. Çok değişik inançları vardı. Bir eve veya camiye asla sol ayağı ile adım atmaz, böyle yapanları da hemen uyarırdı. Gökyüzüne iki ok fırlatır, birini kendi halkı, diğerini de İran halkı olarak isimlendirirdi. Okların düştüğü yere göre hangi halkın daha çok gelişeceğini bulmaya uğraşırdı.

Hümayun Şah, başa geçtikten hemen sonra devlet yönetimini öyle değiştirdi ki hemen hemen her şey Astrolojiye göre yapılan bir komedi/oyun haline geldi. Devletin yönetimi 4 temel elemente göre düzenlendi. Yer elementi, tarım ve mimarlıkla ilgiliydi. Su elementi, su kanalları ve şarap mahzenlerini düzenlerdi. Ateş elementi, askerlik işlerini yürütürken hava elementi, suçluların sorunlarını çözerdi. Haftanın her günü ilgili gezegene göre belirli bir tip işe (eğlenceye) ayrılır, imparator da buna uygun renkte elbise giyerdi. En aşırı uygulaması, “sevinç halısı” isimli Astrolojik oyunda ortaya çıktı. Hümayun, yüksek dereceli memur ve devlet büyükleriyle toplantı yaparken, kendisi güneşi sembolize eden merkezdeki büyük ve yuvarlak bir halıya otururdu. Devlet büyükleri sırayla zar atarlar ve zarda ayakta duran, oturan veya yatan adam duruşlarından hangisi gelirse toplantıya o duruşta katılırlardı. 

Humayun doğa severdir
Hümayun bir ağaç altında oturuyor.

Kültürel Çalışmaları

Hümayun, bu çocukça davranışlarının dışında önemli şeyler de yaptı. Örneğin, 1533 yılında Delhi’de yeni bir yerleşim yeri kurdu ve ismini “Din-Penah” (inanç evi) koydu. Burada her türlü felsefi görüşlerin tartışılabileceği liberal bir ortam kurarak şair ve müzisyenlere geniş özgürlükler vermeyi planladı. Görüşleri, dönemin Osmanlı ve İran gibi iki büyük İslam Devletinin tutucu fikirlerine oranla çok ilerideydi. Hümayun, atalarının bir zamanlar Semerkand ve Herat’ta yarattığı kültürel çekim merkezini Delhi’de yeniden oluşturmak istedi. Bu idealini daha sonra oğlu Ekber, Fetihpur Sikri kentini kurarak başaracaktı. Hümayun’un kurduğu bu şehirden günümüze sadece yüksek duvarları ile bir kale gibi görünen Purana Qila (Eski Kale) kalmıştır.

Sher Mandal
Purana Quila’da Sher Mandal © Wikimedia Commons

Hümayun hakkında yazılmış bir kitabın başında şöyle bir dua yer almıştı: “Bütün yaşanabilir dünya yüce imparator Timur’un soyundan gelenlerin olsun ve Delhi’deki imparatorluk ebedi kalsın.”

Osmanlı Amirali Seydi Ali Reis 1554 yılında Delhi’ye resmi bir ziyaret için gelmişti. Humayun, Osmanlı Sultanları’nın Büyük İskender’in eline geçmiş olan her yeri başarıyla geri aldığını duyunca “Tabii ki sadece Türk sultanı, Padişah ünvanını taşımaya layıktır, dünyada başka hiç kimse bu ünvanı alamaz.” demişti. 

Seydi Ali Reis
Seydi Ali Reis © Wikimedia Commons

Ölümü

Hümayun’un duygusallığı, kendine güven eksikliği, çocukça davranışları bir imparator için iyi özellikler değildi. Ancak atalarının hemen hepsi de az-çok böyleydi. Kendilerine miras kalan sultanlığı bazen kaybettiler, bazen geri kazandılar. Ama hanedan ve devlet, varlığını her zaman sürdürdü. Hümayun başa geçtiğinde kısmen zayıflamış durumda olan devleti güçlendirdi ve  Ekber’e zemin hazırladı. 

Hümayun’un ölümü bir kaza ile oldu. 24 Ocak 1556’da kütüphanesinin en üst katındaydı ve yıldızları inceliyordu. Ezan sesini duydu, saygı göstermek için diz çökmek istedi. Ayağı kaftanına takıldı ve merdivenlerden yuvarlandı. 3 gün sonra hayatını kaybetti. Yerine geçecek olan oğlu Ekber, henüz 13 yaşındaydı ve 500 km kadar uzakta bir seferdeydi. Babasının ölüm haberi geldiğinde alelacele bir tahta geçme töreni yapıldı. 

Hümayun
Hümayun Şah © Wikimedia Commons

Hümayun Türbesi

Hümayun’un ölümünden sonra onun ihtişamına yakışır bir türbe 1652 yılında Delhi’de yaptırıldı. Türbenin yapımını 1562’de eşlerinden en büyük olanı, İran asıllı Hamide Banu Begüm üstlendi. Mimarı İranlı Mirak Giyasuddindi. Hint mimarlık geleneğinde bahçe içinde türbe yapısı ilk kez burada kullanıldı. Kırmızı kum taşı, bu boyutlardaki bir binada gene ilk kez kullanıldı. Yapı, mantar şeklindeki kubbeleriyle Tac Mahalin gelişini haber veriyor gibidir.

Humayun Türbesi konusunda ayrıntılı bilgi sitemizin Hümayun Türbesi sayfasındadır.

Hümayun Türbesi
Hümayun türbesi © Zafer Bozkaya

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
İsminizi yazın