Bu yapı, mimari özellikleri yönünden erken Afgan dönemi örneklerinden sayılır. Afganistan’daki “Minaret of Cem” minaresinden daha üstün olacak şekilde yapılmıştır. Hindistandu bulunan ikinci en büyük minaredir. Birinci minare, Pencab eyaletindeki Fetih Burcudur.

Kutub Minaresi, Müslümanların Delhi’deki son Hindu Kralını yenmesi şerefine 1193’de yapılmıştır. Yüksekliği 73 m., taban çapı 15, tepe çapı 2.5 m.

Minare aslında beş katlıdır. Her katı belirlemek için şerefeler yapılmıştır. İlk üç katı kırmızı kum taşından, dördüncü ve beşinci katı ise mermerdendir. Minarenin ve caminin yaptırıcısı Qutbşahlar hanedanı sultanı Qutb-id Din Aybek, bu minareyi yaptırmaya başladığında sadece birinci katını bitirebilmiş, kendisinden sonra gelenler yapımı sürdürmüş, en son 1368’de Firuz Şah, yapıyı restorasyonu ile birlikte tamamlamıştır.

Kuvvet-ül İslam Camii : Kutub Minaresi’nin yanında Hindistan’da yapılan ilk cami olan “İslamın Gücü” camii bulunur. Qutub-id Din Aybek, bu caminin yapımını 1193 yılında tamamlamıştı. Aradan geçen asırlar boyunca bu yapıya pek çok ekleme ve genişletmeler yapıldı. İlk yapı, eski bir Hindu tapınağının üzerine inşa edilmişti. Doğu girişinde bulunan bir plakette bu olay, burada bulunan 27 putun parçalanması şeklinde anlatılmaktadır. Cami, mimari olarak Hindu ve Jain özellikleri göstermektedir.

Alai Minaresi : Alaiddin Kılcı, hükümdarlığı sırasında bu cami kompleksine çeşitli ekler yapmıştı. Daha sonra büyük bir ihtirasa kapılarak Kutub Minaresinin tam olarak iki katı büyüklüğünde ikinci bir minare yaptırmaya karar verdi. Ölümünde minarenin yüksekliği 27 metreye kadar ulaşmıştı; ancak daha sonra hiç kimse bu projeyi sürdürmedi. Yarım kalan minare şu anda yıkıntı halindedir ve bahçede görülebilir.

Demir Sütun : 7 metre yüksekliğindeki bu sütun caminin bahçesinde bulunur. MS 5. yüzyılda Hindu Kralı Chandra Varman tarafından buraya yerleştirilmiştir. Ancak sütunun üzerindeki yazıt, buraya başka bir yerden getirilmiş olabileceğini göstermektedir. Bu sütunun Gupta dönemine ait olduğu ve tepesinde yarı kartal, yarı insan şeklinde bir tanrı olan Garuda figürünü taşımakta olduğu da söylenmektedir. Bu durumda sütunun bir Vishnu tapınağına ait olması gerekmektedir.

Bu yazıtta yer almayan en önemli şey, bu demir sütunun hangi teknolojiyle bu kadar kusursuz yapılabildiği ve 2 bin yıldır en küçük bir paslanmanın bile oluşmamış olmasındaki gizemdir. Burada yaygın olan bir inanışa göre eğer bir kişi kollarıyla bu sütunu sarabilirse her dileği yerine gelir. Uzun yıllar turistlerin bunu rahatça deneyebildiği bu sütunun zarar görmemesi için çevresine bir çit yapılarak, bu uygulama imkansız hale getirildi.

Kutub Minar istasyonuna Delhi metrosu ile gelerek Rikşa ile anıta ulaşabilirsiniz. Dolmuş usulü rikşalar kişi başı 20 Rupiye çalışmaktadır.

Bu eser, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindedir. Hindistan’da Kültürel Miras listesindeki öteki yerler için tıklayınız.