Görkemli bir mimari yapıya sahip olan Jaipur’un ismi, 1699 – 1744 yılları arasında yaşamış olan Mihrace II. Jai Singh’ten gelmektedir. Bu mihrace, devlet işlerinin yanında astronomi ile de ilgilenmiş ve bu alanda eserler yaratmıştır.

Kendisinden önceki yöneticilerin Moğollarla iyi ilişkileri olmasına rağmen, Maharaja (Mihrace), 1727’de Moğolların zayıfladıklarını anlayınca bugünkü Amber yakınlarındaki kalesinden ovaya inmeyi ve burada bir şehir kurmayı düşündü. Bu şehir, eski Hint yazıtlarında görülen altı köşeli geometrik desenlerden biri olan Shilpa-Shastra biçiminde inşa edildi. Böylece Jaipur şehri meydana geldi. Jaipur’un günümüzde çok ilgi gören yerlerinden biri olan Jantar – Mantar isimli gökyüzü gözlem merkezi de 1728’de kuruldu.

Rajasthan eyaletinin merkezi olan Jaipur, pembe renkli taşlardan yapılmış olması nedeniyle ‘Pink City’ olarak da bilinir. Eski Jaipur, 7 kapı ile dışarıya açılan kale gibi surlarla çevrilmiştir. Bu kapılardan en çok bilinenleri; Chandpol Gate, Sanganeri Gate ve Ajmeri Gate’dir. Eski şehrin içindeki bütün binalar pembe renklidir ve burada Hint-Moğol mimarisinin tipik kubbeli yapıları göze çarpar. Şehir, geceleri bile pembe renkli olarak görülen egzotik bir yapıdadır.

Bütün bunlara yollarda bolca rastlanan deve arabalarını, filleri ve maymunları da eklerseniz Jaipur caddelerinin gezmeye doyulmaz bir yer olduğu anlaşılır.

Hindistan’ın Agra’dan sonra en çok turist çeken yerinin Jaipur olması da boşuna değildir. Hindistan hükûmeti DelhiAgra ve Jaipur’un oluşturduğu üçgeni Altın Üçgen diye isimlendirerek burada bir çekim merkezi oluşturmaya çalışıyor.