Hindistandaki Moğol imparatorluğu hükümdarlarının ikincisi ve Babür’ün oğlu olan Hümayun’un türbesi Delhi’nin güneyindedir.

Hümayun’un ölümünden sonra onun ihtişamına yakışır bir türbenin yapılmasını 1562’de eşlerinden en büyük olan İran asıllı Hamide Banu Begüm üstlendi. Mimarı İranlı Mirak Giyasuddindi. Hint mimarlik geleneğinde bahçe içinde türbe yapısı ilk kez burada kullanılmıştı. Kırmızı kum taşı, bu boyutlardaki bir binada gene ilk kez kullanıldı.

Yapı, mantar şeklindeki kubbeleriyle Tac Mahalin gelişini haber veriyor gibidir.

Türbenin içindeki üç mezar Hümayun ailesine ait. Bunlar Hamide Banu Begüm, Şah Cihanin oğlu Dara Shikoh ve Alemgir’in oğullarından 2. Alemgir’e aittir. (Bazı kaynaklar Dara Shikohun mezarının kayıp olduğunu bildiriyor.)

Türbeye ilk girişte göreceğiniz fıskiyelerin suları bahçenin eğimi sayesinde geometrik şekilli dar kanallardan geçerek tüm çevreyi dolaşır, geçtiği yerlerde doğal bir klima etkisi yaratır. Türbenin bu yapısı da bahçe dizaynı konusunda çok ileri olan Moğolların hünerlerini gösterdikleri ilginç bir örnektir.

Türbenin yuksekliği 47 m. genişliği 91 m, kubbenin yüksekliği 6 metredir. Türbedeki mihrapta Kuran-ı Kerim’den Nur suresi yazılıdır.

Bahçeye girmeden sağ tarafta Sur hanedanı kurucusu Sher Şah’ın soylularından İsa Khan’ın türbesi ve küçük bir mescidin bulunduğu başka bir bahçe göreceksiniz. Bu türbe ve mescid, harika taş işçiliği ve orjinalliğini koruyan turkuvaz işlemeleriyle mükemmel durumdadır.

Hümayun türbesi ve çevresindeki bahçe, İsmailiye inancının dünya mimari eserlerini destekleme amaçlı Ağa Han Vakfı tarafından 2003 tarihinde restore ettirilmiştir.

Bu eser, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindedir. Hindistan’da Kültürel Miras listesindeki öteki yerler için tıklayınız.