Jaipur’un 11 km. kadar dışındaki bu saray, Mihrace’nin eski yerleşim yeriydi. Bu kale – saray 1592 yılında Ekber’in ordusundaki bir komutan tarafından yapıldı. Daha sonra Jai Singh tarafından genişletildi ve tamamlandı. Kale, yüksek kayaların üzerine kondurulmuş gibidir. Saraydaki sayısız terastan bakıldığında aşağıda küçük bir göl ve uzakta Jaipur şehri görünür. Kale, Rajput dönemi sanatının en ilginç örneklerinden biridir.

Amber Palace’a gitmek için Hava Mahal’in önünden kalkan belediye otobüslerini kullanabilirsiniz. Dolmuş usulü kalkan bu otobüsler, yol boyunca her el kaldırana durarak yola devam eder ve böylece 11 km’lik bu yol, yarım saat gibi kısa (!) bir sürede aşılıverir! Rikşa ile 300 Rupi.

Amber Fort’a (Halk arasında Amer Fort veya sadece Amer diye geçer.) gelince karşınıza dik bir yol çıkacaktır. Bu yolda ulaşım fillerle sağlanmaktadır. Hindistan’a gelen hemen her turistin mutlaka yapmak istediği fil gezisi isteği burada böylece karşılanmış olur. Girişteki “booking office”e bir fil için 1.100 Rupi ödemeniz gerekiyor. Bir file 2 kişi binebilirsiniz. Bu ücret karşılığında dik yokuşu fil ile çıkmış olursunuz.

File binmek istemeyenler yokuşu ağır ağır yürüyerek çıkacak. Jaipur’un turistik önemi arttıktan ve grup turları yoğun olarak gelmeye başladıktan beri fil turları için sabahın erken saatlerinde kuyruk oluşmaya başlıyor, bazı günlerde filler kısa sürede tükeniyor. Bu durumda dilerseniz tepeye jeep ile de çıkıp inebilirsiniz. Bir jeep 8 kişi alıyor ve toplam ücret 400 rupi.

File binme fırsatını kalabalık nedeniyle kaçıranlar Amer kasabasının içinde fillerin beslendiği ve konakladığı yerlerden fil kiralayarak kasaba içinde küçük bir tur da yapabilir.

Amber Kalesi’nin girişinde bir Kali Tapınağı vardır. Tapınak sadece belirli zamanlarda açıldığı için Hintliler kapıda birikir. Buradaki beyaz mermerden yapılma Sila Devi heykeli görülmeye değer.

Sarayın ilk bölümü Divan-ı Aam “Halkı Kabul Salonu”dur. Salon deyince kapalı bir mekan zannetmeyin, her yanı açık ve havadardır, sütunlarla dekore edilmiştir. Sütun başlıklarında fillerin hortumlu kafalarını ve hortumlarının ucunda lotus çiçeklerini görebilirsiniz.

Giriş kapısından geçtikten sonra Jai Mandir “Zafer Salonu” denilen yere gelirsiniz. Buradaki tavanın tamamı ve bir duvarı, boydan boya küçük küçük aynalarla kaplıdır. Bu aynalardan yansıyan ışıklar duvarlarda ilginç ışık oyunları yapar. Buradaki aynaların Belçika’dan getirildiği söyleniyor.

Salonun tam karşısında Sukh Nivas “Zevk Köşesi” denilen yerde sergilenen fildişi ve sandalağacı oyma işleri mükemmel durumdadır. Duvardan akarak gelen ve bahçeye ulaşan su yolu, Mihracenin sıcak yaz günlerinde serinlemesini sağlayan bir tür klima görevi yapmaktadır.

Kalenin ikinci bölümüne labirent benzeri bir geçitten geçiliyor. Kalenin arkasındaki bölüm, mihracenin özel yaşamına ayrılmıştır.

İkinci bölümdeki büyük avlu, saray eğlenceleri için yapılmıştır. Avluya bakan 6 balkon dikkatinizi çeker. Her balkon, mihracenin bir eşi için ayrılmıştır. Maharaniler eğlenceleri bu balkonlardan izlerdi. Her balkon, aynı zamanda o eşin yaşam yerine açılmaktadır. Her Maharani’nin Maharaca’nın özel dairesine giden gizli bir yolu olduğu da söylenmektedir.

Sarayın içinde dolaştıktan sonra okları izleyerek çıkış kapısına gelmeye başlayın. Çıkış kapısına yakın yerde dev boyutlardaki su sarnıcı ve sarayın zindan bölümü bulunur.

Bu eser, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindedir. Hindistan’da Kültürel Miras listesindeki öteki yerler için tıklayınız.